CANLI YAYIN

Yol Arkadaşı

Yol Arkadaşı

Zamanın birinde yılan ile tilki arkadaş olur. Beraber yer, içer ve gezerler. Böyle bir gezi esnasında bir nehir kenarına gelirler. Nehirden karşıya geçeceklerken yılan, “Tilki kardeş biliyorsun ben sürüngenim, suda yüzemem, su beni alır gider. Gel sen beni omuzuna al da karşıya geçir, hani biz dostuz ya." der. Bunun karşısında tilki, dostu yılana der ki "Olmaz! Sen yılansın, ısırırsın." Bu sefer yılan "Yahu biz dostuz olur mu öyle şey..." deyince tilki yılanın isteğini kabul eder ve yılanı omuzuna alır. Karşıya geçerken nehrin tam ortasına geldiklerinde yılan tilkiye kendisini ısıracağını söyler. Tilki "Hani biz dosttuk, ısırmayacağına dair söz vermiştin?" deyince yılan "Huyum kurusun, alışkanlık!" diye cevap verir. Yılanın niyetinin ciddi olduğunu anlayan tilki, kıvrak zekâsıyla hemen bir manevra yapar ve "Yılan kardeş madem kararını vermişsin, beni ısıracaksın ve sen beni ısırınca ben öleceğim. O halde bari ölüme mahkûm olanın son arzusu olarak kabul edilen şu isteğime icabet et." der. Yılan ne istediğini sorunca tilki "Başını bana doğru uzatsan da çok sevdiğim şu gözlerini son bir kez öpsem." der. Yılan bakar ki istediği çok şey değildir ve başını uzatır. Tilki öpme bahanesi ile yılanın uzattığı başını ağzına alır ve başını birkaç defa sallayıp yılan öldürür. Nehirden çıkınca yolun ortasına yılanın ölüsünü uzatır ve der ki "kardeş gerek düz gerek!"

Evet değerli dostlar! Bugünkü yazımızda yol arkadaşlığına ve yol arkadaşlığında riayet edilmesi gereken bazı noktalara temas etmek istiyorum. Efendimiz (aleyhisselâm), bir kişiyi olduğu gibi tanımak için onunla ya yolculuk yahut alışveriş yahut da komşuluk yapmanın gerekliliğini beyan eden hadis-i şerifleri ile yolculuğun bir insanın kimlik ve kişiliğini tanımada bir ölçü ve mihenk olduğunu bizlere haber vermektedir. Elbette ki Efendimiz (aleyhisselâm)'ın bu hadis-i şeriflerinde ifade buyurduğu yolculuktan maksadın genel anlamda seyahat ettiğimiz yolculukları anlamak mümkün olduğu gibi aynı değer, doğru, ilkeler ve hakikatler uğruna yapılan mücadele ve hizmetleri de bir uzun soluklu yolculuk olarak anlamak mümkündür. Bir insan yola çıktığı arkadaşlarını doğru seçmezse şüphesiz ki yolda kalır ve yolu sıkıntıdan hali değildir. Onun için kiminle hangi yola gidilir ve hangi işler görülür şeklinde tespitleri yapmak, dost bildiklerimizle olan ilişkilerimizdeki devamlılık için de temel şarttır. Bu tespiti yapmadan sadece mücerret söylem ve temennilerle yol arkadaşı seçildiğinde, kişi hem kendisine hem de dostuna yazık edecektir.

İçinde bulunduğumuz bu modern, medeni çağda maalesef çağımızın ilmi, bilimi, fenni ve teknolojisi kişiyi insan-ı kâmil etmekte yeterli değildir. İnsanların geneli seküler kültürün kurbanı olmuş ve hayatlarının tüm saha ve alanlarını madde ve kazanımları üzerine bina etmiştir. Bu da keyfiyetsiz, kalitesiz bireylerin ve ruhsuz toplumların oluşumuna sebep olmuştur. Son zamanlarda hayırlı niyetlerle yola çıkan hareketlerin yollarına devam ederken yol arkadaşlarını seçmede maalesef yanlışa düştüklerini görmekteyiz. Varlıklarını, hakkaniyet merkezli değerler üzerine değil de güç ve menfaatler üzerine bina etmiş yapılarla yola çıkanların er veya geç onlar tarafından menfaatleri kesilince terk edilecekleri bir vakıadır. Burada esefle gözlemlediğimiz diğer bir nokta da bu yola çıkarken bugüne dek hep uzak olan bu yapıları kazanmak ve onları da yaklaştırmak için dostları ile aralarına mesafe koymalarıdır. Burada hemen zihinlerimize İbni Haldun'un Mukaddime’sindeki şu tespit gelmekte; “Yıkılmaya mahkûm olan sistem ve hareketler, düşmanlarını dost etmek için dostlarını uzak tutarlar ve sonuçta da düşmanları onlara dost olmamakla beraber, sonunda döner bir de bakarlar ki arkalarında eski dostları da kalmamıştır.”

Evet, şahıslar üstü bir hareket ve hizmet ehli olan insanların beraber yola çıkacakları dostlarını seçmeleri zaruridir. Özellikle kendilerini vatanlarına, milletlerine ve dinlerine adamış erdemlilerin bu noktanın üzerinde daha bir hassas olmaları zaruridir. Bugünkü hizmet ehli Müslümanların maalesef en büyük sıkıntılarından biri de burasıdır. İyi bir niyetle çıkılan yolda yol arkadaşları doğru seçilmeyince yol ortasında dargınlıklar, kırgınlıklar, alınganlıklar kaçınılmaz olur. Bir şahıs bir hizmete inanmışsa mutlaka beraber yürüyeceği kişiyi, bir kurum bir sahada hizmet ediyorsa başka kurumlardan beraber yürüyecekleri kurumu veya hangi kurum ile neyi nereye kadar götürebileceğini netleştirmesi ve de bunları seçerken sükût-u hayale uğramaması için doğru seçimlerde bulunması gerekir. Başarı için, başarmak için, barışık olmak için, birleşik durmak için bu kaçınılmazdır. Eğer bir kişi, aile, kurum, vakıf veya hizmet başarısız oluyorsa olan güçlerine rağmen basit, pasif, sinik kalıyor ve yol alamıyorsa bunun en temel nedenlerinden biri de bu seçim yanlışlığı olsa gerek. Hani eskiden atalarımız derlerdi ya "Bana dostunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim." Biz de "Arkadaşını söyle nereye varacağını, neler yapabileceğini söyleyelim." diyoruz.

Selam ve dua ile...

İlimsiz

DİĞER MAKALELER