CANLI YAYIN

Beraatimiz İçin…

Beraatimiz İçin…

Berat kandili ile ilgili daha önce yayınlanmış bu yazıyı tekrar istifadenize sunuyoruz

Zihinler dağınık, ruhlar yorgun, gönüller huzursuzluk girdabında ezilmekte. Kur’an’la yoğrulmadığından yürekler yönsüz… Vahiy ile doğrulmadığından belirsizlik, kararsızlık, tezelzül, tevesvüs girdabından korunamamakta insanlar.

Peki bizler bu çamur bataklıklarının insanlığı yuttuğu devirde, bu işin neresindeyiz? Ne haldeyiz? İşte bunun muhasebesini yapmaya bir fırsattır bu mübarek geceler. Geçici, fani dünyalar yerine cennetlere talip olma becerimizi geliştirme imkanıdır.

Biliyoruz ki Cenab-ı Hak teala hazretleri, zamanlar içinden bazı zamanları ve mekanlar içinden bazı mekanları ayrıcalıklı kılmıştır. İşte bu gece de Mevla’mızın kullarına rahmetini sunduğu ayrıcalıklı vakitlerden biridir.

Kardeşlerim! Beraat kelimesi lügatte, borçtan, hastalıktan, suç ve cezadan kurtulma anlamındadır. Şer’i ıstılahta ise günahlardan arınma, temize çıkma, ilahi afv ve rahmete nail olmak anlamına gelmektedir. Bu gecenin isimleri hakkında ulema, gecenin çok bereketli ve feyizli olması hasebiyle mübarek; Mevla tealanın kullarının günahlarını çokça bağışlaması hasebiyle afv gecesi; kulların çokça ihsan ve ikrama mazhar olması hasebiyle de rahmet gecesi; bu geceyi iyi değerlendiren kulların seçilmişlerin arasına alınması hasebiyle de beraat gecesi adı verildiği söylenir.

Bu gece sayısız hayrın Allah tealanın kullarına ikramı olarak verildiği bir gecedir. Özellikle bu geceyi ayrıcalıklı kılan temel hususlardan biri olarak rivayet edilir ki Kur’an-ı Hakim’in Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına inzali bu gece olmuştur. Dünya semasından yeryüzüne ise Kadir gecesinde. Bundan ötürü bizler bu gecede yüce rabbimizin (c.c.) hitabına mazhar olmaktayız.

İmam Ahmed (r.a.) ve diğer hadis imamlarının rivayet ettiği hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.s.) “Bu gece (Şaban-ı şerifin 15 gecesinde) Allah (c.c.) kullarını affeder; iki zümre müstesna, bunlar şirk koşanlar ve düşmanlığı sürdüren kişilerdir.” Başka Bir rivayette ise Yine “Allah (c.c.)nun müşrik kimse (şirkte ısrar eden), düşmanlığı sürdüren kimse, anne-babasına asi olan kimse ve içki içmeye devam eden kimseler hariç bütün kullarını affedeceği.” Haber verilmiştir.

Beyhaki’nin ve diğer hadis imamlarının belirttiğine göre, Hz. Aişe (r.anha) annemizden rivayetle “Efendimiz (s.a.s.) bu gecede kalktı ve namaza durdu, secde yaptı ve secdeyi uzattı; ben dünyadan göçtüğünü sandım, ayağına dokundum baktım hayatta. Selam verince ben ‘Ya Rasulallah, ahirete göçtün sandım’ dedim. Efendimiz (s.a.s.) ‘Ey Aişe, bu gecenin hangi gece olduğunu biliyor musun?’ dedi; ben ‘Allah ve Resulu daha iyi bilir.’ dedim. Efendimiz, ‘bu gece Şaban’ın yarı gecesidir. Allah (c.c.) bu gecede tecelli buyurur, kullarına rahmet dileyene rahmet eder, af isteyeni af eder hüküm-yetki sahiplerini de kendi hallerindeki gibi bırakır.”

Efendimiz (s.a.s.) “Şaban-ı şerifin yarı gecesi olduğunda gecesini kalkın ve gündüzünü oruçlu geçirin, zira cenab-ı hak güneşin batımıyla beraber dünya semasına tecelli eder ve ‘Yok mu istiğfar eden bağışlayayım, yok mu rızık isteyen rızıklandırayım, yok mu hasta olan şifa vereyim ve böylece yok mu, yok mu der, ta ki fecir oluncaya dek!” (İbni Mace)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنظُرْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ  ‘Ey inananlar! Allah'tan sakının; herkes yarına ne hazırladığına baksın; Allah'tan sakının, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır.’ (Haşr, 18)

Beraat gecesi

Kardeşlerim, beraat kandili dediğimizde aklımıza 4 şey gelir: 1- Efendimiz (s.a.s.), 2- Kur’an-ı Hakim, 3- Gece, 4- Namaz.

  1. Efendimiz (s.a.s.) gelir zira, bugün yaşadığımız seküler çağda Efendimizden (s.a.s.) uzaklaştık. Uzaklaşmamız tercihlerimizin ve isteklerimiz değişimini de beraberinde getirdi maalesef. Böyle olunca da O’nu (s.a.s.) hayatımıza müdahil kılamadık. İşte şimdi, bu mübarek geceler yeniden bizlere birer fırsat sunmakta; niçin değerlendirmiyoruz?! Ehlullahın büyüklerinden İsmet Garibullah (k.s.)

Görünmez gayri mirattan o mahbub,

Bulunmaz gayrı yerde vasl-ı matlub.

Yani Hak Teâlâ hazretlerine ulaşmanın ve Hak Teâlâ hazretlerinin rıza-i bariyenin yalnızca Efendimiz (s.a.v.) olduğunu bizlere haber veriyor.

      2. Kur’an-ı Hakim; bizleri Rahman’a yönlendiren kılavuzumuz ve rıza-i bariye uygun yaşamı hayata geçirme projesidir.

Kur’an, Hayy olandan, hayat süren insana geldi; ondan da hayata geçirilmeyi bekliyor. Malumunuz olduğu üzere yukarıda belirttiğimiz gibi, beraat gecesini kıymetlendiren sebeplerden biri de Kur’an-ı Hakim’in bu gecede dünya semasına indirilmiş olmasıdır. Kadir gecesinde de dünya semasından yeryüzüne inzal olundu. Semadan yeryüzüne inişi tamamlandı; şimdi sıra insandan hayata inmesinde, insanın hayatına dokunmasında... Bugün bu olmadığı için cenab-ı hak peygamberini dili; “وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ إِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هَذَا الْقُرْآنَ مَهْجُورًا”, ‘Peygamber de (o gün şöyle) demekte: “- Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’ân’ı metrûk bıraktılar (ondan yüz çevirdiler).’ (Furkan 30) hitabında bulundu.

Kardeşlerim! Hafızamızda tuttuğumuz ayetler hayatımıza yansımıyorsa, hayatın anlamı nedir o zaman! Bugün çözüm üretemiyorsak, bu nedenle çözülmeye başlamışsak, hayatımızdaki çürüme toplumsallaşmışsa, işte asıl neden budur: Kur’an’ı hayatımızdan çıkarmak!  

Bugün yürüyen Kur’an olması gerekenlerin yorgun, yılgın, durgun olmasının altındaki sebep budur. Kaynaklarımızdaki bulanıklık zihinlerimizin kirlenmesine neden olmuş, bu da zihinsel dönüşümümüzü hızlandırmıştır. Bunun da ideolojik savrulmayı ve seküler sapmayı doğurduğu inkâr edilemez bir hakikattir.

Vahiy ile açılmayan zihinler, Kur’an ile titremeyen yürekler, zikir ile ıslanmayan gözler, ayetlerle arınmayan nefisler, teheccüdle bölünmeyen uykular hayatımızda yüktür!

Bugün insanlık vahiy dışı kuşatmaların labirentlerinde ruhunu, nurunu kaybetti. Zannın, kibrin, kizbin, hevanın alkışlandığı bir devirde yaşıyoruz. Bugünkü ihtiyacımız yaşayan Kur’an’lar olabilmektir. Bunca yoğunluklu okumalar arasında marifet, yürüyen Kur’an olabilmekte. Kimliğimizle, kişiliğimizle, kanımızla, gözyaşımızla, terimizle Kur’an’ın tefsirleri olmaya ihtiyaç var. İşte bizlere ruh katacak olan budur.“وَكَذَلِكَ أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ رُوحًا مِّنْ أَمْرِنَا مَا كُنتَ تَدْرِي مَا الْكِتَابُ وَلَا الْإِيمَانُ وَلَكِن جَعَلْنَاهُ نُورًا نَّهْدِي بِهِ مَنْ نَّشَاء مِنْ عِبَادِنَا وَإِنَّكَ لَتَهْدِي إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ” ‘(Ey Rasûlüm), işte sana böyle emrimizden bir ruh (Kur’an) vahyettik. (Halbuki daha önce) sen kitab nedir, iman nedir bilmiyordun. Fakat biz o kitabı bir nur yaptık. Onunla kullarımızdan dilediğimize hidayet vereceğiz; ve muhakkak ki sen, doğru bir yola (İslâm’a) çağırıyorsun.’ (Şura 52) tahakkuk eder. Bugün eğer rabbimizin bizden istediği adanmışlığı gösterirsek, Kur’an’ın ruhuyla ruhlanır ve onun refakatiyle yol alabiliriz.

Efendimiz (s.a.s.) “Sizin en hayırlınız görüldüğünde Allah’ı hatırlanan kişidir.” (Kütübü Sitte) buyuruyor. İşte o zaman görüldüğünde Allah’ın (c.c.) hatırlandığı hayırlı kişiler olabiliriz.

Kur’ani bir hayata karar vermek, peygamberler peygamberi Efendimize talebe olmak ve onun rahle-i tedrisine talip olmak ve girmektir. Şöyle bir baktığımızda ilk Kur’an nesli olan sahabe-i kiram efendilerimiz, bilgilenebilmek için değil amel etmek için Kur’an ile muhatap idiler. Tıpkı bir askerin günlük aldığı komutlar gibi, aldıklarını anında tatbiğe dökmeyi şiar edindikleri için öyle oldular.

Efendimiz (s.a.s.) “Muhakkakki bu Kur’an’la Allah kimi toplumları yüceltir, kimilerini de alçaltır.” (Müslim) buyurmuşlardır. Bugün sloganlaşan ayetler, mezar taşlarında yankılanan ayetler, muarızlarımızı halt etmek için okunan ayetler, bize mevlanın

وَاشْتَرَوْاْ بِهِ ثَمَناً قَلِيلاً فَبِئْسَ مَا يَشْتَرُونَ” (Ali İmran 187) ayetini ve ketmedilen hakikatleri hatırlatıyor maalesef. Onun için bizlerden istenen garazsız, şek ve şüphesiz, pazarlıksız سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا (işittik ve itaat ettik ) demektir.

           3. Gece direnme, donanma vaktidir. Geceleri kıyam edenler ancak gündüzleri koşabilirler. Teheccüdün teminatı altına giremeyen fertler pusulalarını kaybederler. Davayı yüklenmenin yolu, geceleri doğrulmaktan geçer. Mevla (c.c.) “يَا أَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ ﴿١﴾ قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا ﴿٢﴾ نِصْفَهُ أَوِ انقُصْ مِنْهُ قَلِيلًاEy örtünüp gizlenen! Az bir kısmı hariç olmak üzere gece kalk! Onun (gecenin) yarısı veya ondan (yarısından) biraz eksilt. (Muzemmil 1,2,3) buyuruyor. Efendimiz (s.a.s.) de bu hakikate binaen Hz. Hatice (r.anha) annemize ‘Ey Hatice, artık uyku devri geçti.” buyurdular. Zira Efendimiz (s.a.s.) ‘Mevlanın kuluna en yakın olduğu zaman, gecenin son üçte biridir.” buyurdular. Diğer bir hadisi şerifte ise “Kulun mevlaya en yakın olduğu an secdede olduğu andır” Yani bizden istenen şey seherlerimizi secde ile buluşturmamızdır. Yine Efendimiz (s.a.s.) ‘İki göze ateş değmez; Allah korkusuyla ağlayan göz ve Allah yolunda nöbet tutan göz.’  Demek ki asla göz ardı edemeyeceğimiz şey seyr-i sulük, ile seyr-i seferimiz için gece şarttır.

           4. Namaz, boş vakitlerin uğrayışı değil tüm vakitlerimizi kapsayan ve bizleri Allah’ın (c.c.) rahmetinin kapsama alanına alan olmazsa olmazımızdır.

Hayatımızın gaileleri, gelgitleri arasında Mevla’mızdan kopmamamız için namazımız devreye girer. Hayatımızda dik kalmayı, direnmeyi namaz öğretmeninden öğreniriz. Puslu ve bulanık olan dünyamızda hakikate bizi götüren pusulamızdır namaz.

Efendimiz (s.a.s.) savaşın harareti devam ettiğinden dolayı ikindiyi kaçırınca, o rahmet peygamberi istisnai olarak o zaman “Kim bizi orta namazdan alıkoyduysa Allah da onların evlerini, karınlarını, kabirlerini ateşle doldursun!” diye beddua ettiler. (Buhari, Müslim). Demek ki bir şey ki bizi namazdan alıkoyacak, o şey hayatımızda olmaz olsun diyebilmeliyiz. Namaz dünya hayatımızın keşmekeşliği arasında Allah’la (c.c.) irtibatımızı kalıcı kılan ve sağlayan şeydir.

Efendimiz (s.a.s.) “Namaz gözlerimin nurudur.” derken acaba Efendimize göz aydınlığı olan namaz, gözümüzde ne kadar büyüyebildi?!

Kardeşlerim! Namazımız bizim için Musa (a.s.)’ın sihirli değneği, her türlü sıkıntıdan bizi koruyan Nuh’un (a.s.) gemisi, İsa (a.s.)’a gökten inen maidemiz, Muhammed Mustafa (s.a.s.)’in miracının ümmetinin hayatına iz düşümüdür. Kısaca namaz, raydan çıkan hayatımızı tekrar raya koyan nimetimizdir.

Bu vesileyle Beraat gecesinde beraatini kullar arasında olmak duasıyla, Rabbi Rahim’e emanet olunuz…

İlimsiz

DİĞER MAKALELER