CANLI YAYIN

Çanakkale’yi Geçilmez Kılan Şifreler I

Çanakkale’yi Geçilmez Kılan Şifreler I

Zaferinin 103. Yıldönümünde Çanakkale’yi Geçilmez Kılan Şifreler I 

‘Onları siz öldürmediniz ama onları Allah öldürdü. Ve attığın zaman da sen atmadın ama Allah attı. Ve Allah, müminleri Kendisinden ahsen belâ ile imtihan eder. Muhakkak ki Allah, işitendir ve bilendir.’ (Enfal Suresi, 17. ayet-i kerime)  

Bizleri 6 asır boyu din-i mübin İslam’ın hadimi, serhat boylarında at sırtından inmeyen necip bir ecdadın mirasını yad etme ve onunla hemhal olma mücadelesi veren evlatlarından kılan cenab-ı hakka nihayetsiz hamd ederiz… Ve necip ecdadımızın harem-i şerifine hadim olmakla iftihar ettiği, gönlümüzün tartışmasız gülü, tek komutan ve rehberimiz olan, ecdadımızın imdadına yetişen ulu hakanımız sevgili peygamberimize nihayetsiz salat ve salam olsun… 

Değerli dostlar; karanlık günlerin ışık ve ümidi olan kardeşlerim! Son yongalarını, sevdikleri sevdalılarını, vatan-millet-din ve diyanet uğruna, düğüne süsler gibi süsleyip, İbrahim (as)’ın İsmail’ini kurban ettiği gibi yavrularını kınalayarak rabbine kurban olsun diye şehadete gönderen necip ecdadın evlatları. Varlığını Muhammedi (s.a.s.) nura vakfeden Osmanlı’nın torunları, “Ölsek de ruhumuz ravzanı bekler” diyen Fahrettin paşaların emanetleri… Makam, mevki, güç hırsının gözleri bürüdüğü ve bundan dolayı bin bir türlü oyun ve entrikaların oynandığı günümüzde yeniden bir Çanakkale ruhuna ihtiyacın olduğu bir vakıadır. Bu nedenle Çanakkale mücadelesinin niçin verildiğini öncelikle keşfetmek gerek. O ruhu keşfetmeden, bugün içinde bulunduğumuz sıkıntılardan kurtulmamız zor olur ve varlık gayesi anlaşılmış olamaz. Bu nedenle Çanakkale neden geçilmedi sorusu bizlere bugün de yaşanan ayak oyunlarının geçerliliklerini nasıl yitireceğinin cevap anahtarını verir. Dolayısı ile Çanakkale’yi anlamak, birkaç bandoyla mızıkayla olmaz, olamaz! Olsaydı bugün halimiz elbette ki böyle olmazdı.  

Öncelikle şunun altını çizelim ki ecdat asil bir milletti. Analar aslan parçalarını mukaddes değerler için yaşamaya ve ilayı kelimetullah uğruna ölüme hazırlamıştı. Çünkü iyi biliyorlardı ki ölüme hazır olmayanların yaşamaya hakkı yoktur. Bugün İslam coğrafyasının her noktasında her yer kan, barut, fitne kazanı olduğu ve ümmet bir varlık kavgası mücadelesi verdiği gibi, o gün de imtihan büyüktü. 1897’den beri Viyana’da, Dömeke'de, Makedonya’da, Libya’da, Balkanlar’da ve bütün bir Avrupa’da ecdat varlık kavgası veriyor idi. 1914’te vatan bütünüyle cephe. Her yer kan, barut ve ateştir. Kara kışın ortasında Sarıkamış’ta 86 bin vatan evladı körü körüne şehit olmuş. Hal böyle olmakla beraber Çanakkale’yi anlamak için ecdadın içindeki AŞKI (İMANI) önce anlamak gerek. Zira bu aşk bir şifredir. Bu şifre çözülmeden o günkü mücadeleyi ve savaşı, silah ve güç merkezli konuşmak, Çanakkale’yi konuşmak değildir. 

Dikkat buyurun Bu şifre idi Mehmet Akif’in dizelerinde dökülen, 

Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, 

Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. 

Değil mi sinede birdir vuran yürek yılmaz, 

Cihan yıkılsa emin ol, bu cephe sarsılmaz. 

Evet, bu ruhu kaybettik ve bugün ehl-i küfrün ayak oyunlarına gücümüzü, kuvvetimizi, enerjimizi, harcayarak bu hale geldik. Mukaddime’sinde İbni Haldun “Suyun suya benzediği gibi gelecek de geçmişe benzer; dününü bilmeyen bugününde de mutlu olmaz, olamaz.” der. Unutmamak gerek, tarih hafıza-i millettir. Hafızasını kaybeden bir millet zayıf düşer ve yok olmaya mahkumdur.  Bu hakikati daha iyi kavramamıza yardımcı olacak şu tarihi vak’aya bir kulak kesilelim: 

Sultan Alparslan 1071 Malazgirt'te Romen Diyojen'in karşısına 20 000 kişi ile çıkıp, 200 000 kişi olmalarına rağmen Romen Diyojen'i 2-3 saate perişan bir vaziyette mağlup etti. Savaştan sonra, Romen Diyojen'i otağına çağırıp ona neden yenildiniz diye sordu. O da “Bilmem” dedi. Sultan Alparslan ona “Sen tarih okuru musun?” diye sorunca, o da “Hayır” cevabını verir. Sultan taşı gediğine koyarcasına “Tarih okumayan bir kumandan ve milletin akıbeti budur!” dedi. Şimdi bir durup kendimize bakacağız, bu tarihi bağ açısından biz neredeyiz! Yıllarca aldığımız eğitim ve yönlendirilmelerle ecdadımıza sövmeyi bir maharet addettik, değil mi? Ha, dün böyleydi de bugün değişti mi, bu da sorgulanır.  

Tarihte milletler ve devletler arasındaki savaşların, mücadelelerin tarihi yine milletler ve devletler kadar eskidir. Bu savaşların çıkış sebeplerine bir baktığımızda, kimi menfaat ve çıkarları için, kimi kendisini savunmak için, kimi yandaşlarına destek için, kimi de ırk ve milleti içindir. Çok büyük bir kısmı da Hak ve Batıl arasında ve Hak-Batıl mücadelesi sebebiyle olmuştur.  

Rabbim, ellerimizden tut! Gücümüzü toparla, bize dirlik ve birlik ver. Bizi bize bırakma, senden başkasına da bırakma. Rabbim, bizi tekrar ecdadımızın ruhuna ve Efendimiz (s.a.v)’in yolu olan yoluna dönmeye muvaffak kıl. Zalimlerin korkulu rüyası, mazluma yar olanlardan kıl. Elleri ile zalimleri cezalandırdıklarından kıl. Aramızdaki ayrı gayrılıklarımızı kaldır. Himmeti rızan ve ahiret olanlardan kıl bizi!  

Amin!.. 

Selam ve dua ile… 

İlimsiz

DİĞER MAKALELER