CANLI YAYIN

Tasavvuftan Maksad Nedir? V

Tasavvuftan Maksad Nedir? V

Şimdi derviş olmanın lazımı olan zamanımızın karekteristik bazı özellikleri hakkında kısa bu malumattan sonra bizi çağın girift açmazlarından kurtaracak lazımlarımızı maddeler halinde kısaca arz edeyim.

 

  1. Yaşadığı çağı tanımakla başlamalı.

Zira derviş insan; Yukarıda anlattığımız modernite ve modern insanın özelliklerini bilir ve adeta suyu tersine çevirircesine, tıpkı kardelen çiçeklerinin karın altından başını çıkarttığı gibi veya koca çınar ağaçlarını üstünde tutan damarlar gibi, modernite nin tüm engel ve fitnelerini bilir ve fitne savar olur onları bir bir savar. Bunun için de  Bilgili ve şuurludur. Zira ilmin farz (iman) dan önce gelen bir fariza olduğunun farkındadır. Bu neden le seyreden değil okuyan, öykünen değil söyleyen, ifade eden, adalelerine değil adalete dayanan bir yapıya sahiptir.  

  1. Ontolojik hakikat ının yani Hak ve hakikat ın merkezi onda Allah cc luhudur.

 Yalnızca mutlak doğru ve otorite olarak Allah cc bilir ve kabul eder. bu nedenle hayat pergelinin sabit ayağı Allah ta ve onun hoşnutluğunda iken, diğer ayağı ile yaşadığı dünyanın lazımlarındadır. Hayatının akışında karşılaştığı olay, havadisler karşısında sendelemez, yalpalamaz ve o noktada nefsinin veya çevrenin veya şartların isteğine göre değil yaradan ve yaşatan rabbisinin emri ve isteğine göre bir konum alır.  

  1. Tüketim ve harcama anlayışı ihtiyaca göredir. Başkalarına göre değildir.

Yani “onun var benimde olsun, o giyiyor bende giyeyim, o kullanıyor bende kullanayım” demek yerine, neye nerde ihtiyaç varsa, hangi imkana sahip olursa olsun yalnızca onu alır. Har vurup harman savurmaz. Zira eşya ile olan bağı ev eşyaya bakışı tüm avrlıkalrın sahibinin Allah cc olduğunu birlir. Her şeyin sahibi oaln Allah cc, bu sahibi olduğu şeyleri emaneten insanın istifadesine sunmuştur. Yani insan onlardan ihtiyacı kadarını kullanacak fakat asla onarla çullanmayacak. Onarlın bir araç olduğunu unutmdan amaçlaştırmadan onlardan adaletle istifade etmenin yollarını arar.

  1. Ahret yurdunu merkze alır.

Hayatın sürekli, yaşamın ise sınırlı olduğunu bilir. Sürekli olan hayat madalyonunun diğer yüzünün, ahret yurdu olduğunu ve o ahret yurdunun, şu an içinde olduğu dünya yaşamının çok ötesinde olduğunu ve asıl yaşamın ahret yurdunda olacağını bilir ve buna böyle inanır. Onun için bir imtihan evresi ve süreci olan bu dünya yaşamının akışında, karşılaştığı yaşamın geçici evrelerine ve olaylarına aldanmaz. Modern insan gibi Elinde olan dünyayı yegane var olarak görmez. Ve bir insan olarak arzuladığı zevk ü sefalarını ahret yurduna saklar. Burada (dünya) ise, Allah cc “Allah ın sana verdiği şeylerde ahret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma” (kasas 77) nasibini unutmaz ve buradaki nimetlenmelerin tadımlık olduğunu bilir ve bununla yetinir. Bilir ki bunu yaparsa ahret yurdunda arzu ve isteklerine  sahip olabilir. Zira Dünya ahretin tarlasıdır.

  1. Payesi; yegane ve tek razı olacağı paye Müslüman olmaktır.

Zira Allah cc “Allah sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da Müslüman diye isimlendirdi ki peygamber size şahit (ve örnek) olsun, sizde insanlara şahit (ve örnek) olasınız” (hac 78) ifadesi ile Müslüman olanın tek payesinin Müslüman olmak olduğunu ifade buyurmaktadır. Bu nedenle zamanın zemini koşul ve şartların dayattığı tüm payecikleri red eder ve  Bunun dışındaki modern olmayı, demokrat olmayı, laik olmayı zül addeder. Ayrıca alt aidiyetleri olan cemaat, tarikat, gurup ve yapıları hiçbir zaman üst kimliği olan Müslüman olamk ve bütünü ifade sadedinde olan ümmet olmanın üstünde tutmaz.

  1. Konformizm ve hedonist arzuların zebunu değildir.

Bu nedenle hayatında olabildiğine sade yaşamayı ve kanaatkar olmayı kendisine şiar edinir.

  1. Kendine özgü çınar gibi sapa sağlam duran değer ve doğrulara sahiptir.

Zamanın estirdiği rüzgar ve fırtınalar karşısında, Yaprak gibi bir sağa bir sola savrulmaz. İlkelidir ve ilkeli yaşar. O Zamanın değiştiremediği çınar gibidir.

  1. İşin başının edep olduğunu bilir.

“Ben ahlakı tamamlamak için gönderildim” diyen bir peygambere ümmet olduğunu unutmaz. Bilir ki edep her şeyde yerindeliği gözetmek ve adil olmaktır. Bu nedenle her şeye karşı takınılacak edebe vakıftır ve edepli olmada insanlığın numunesidir.

  1. Sözde değil özde işin ehli olmak için önce haddini bilir.

Her şeye illaki burnunu sokmaz. Üzerine aldığı her işinde hakkını verir. Zira meselenin kelle sayısı olmak değil, adam gibi adam olmak olduğunu inancındadır. Vazife ve sorumluluklarını savsaklamaz. Tıpkı hasta olan kişinin sağlığına kavuşması için, nasıl ki ilaçlarını tarif edildiği gibi kullanması gerekiyorsa, oda başta iman i, İslami ve insani olan, akabinde özelindeki vird ve sulükünün lazımlarını bihakkın yerine getirir.

  1. Kendi kusurlarını islah etmekle uğraşmaktan başkalarının hata ve kusurlarını konuşmaya fırsatı yoktur.

Yani Müslüman lar onun elinden ve dilinden emindir. Ayrıca emin olmak zorunda olduğunu hiç unutmaz zira efendimzi as “güvenirliliği olmayanın imanı da yoktur”. Beyhaki.

  1. Kuranı kerime ve sünneti sahihaya can simidi gözü ile bakar.

Zira bilirki bu her ikisi bir nevi nuhun gemisidir. Onlara bine kurtulur. Binmekten uzak oalnalr ise batmaları ev boğulmaları haktır.  Bu nedenle, biryandan daima kuran ve sünneti okumayı, okuduğunu hayatına taşımayı şiar edinir ve bunu neticesi oalrka Daima kuran ve sünnet ile iç içe bir yaşama sahiptir  ve ahlakı ile kuran ehlidir ve allahı hatırlatır.

  1. Onun için zaman bir fırsattır.

Zira hayatında telafisi olmayan tek sermayesi zamandır. Onun için Allah cc zamanı namaz ile disipline etmiştir. Bu nedenle dervişane hayata sahip olan kişinin hayatında boşluk olmaz. Bir işten ayrılınca diğer bir işe koşar ve dinlenmeyi böyle anlar. Onun için hangi hayır işine baksan onları görürsün her hayırlı taşın altından onlar çıkar.

  1. Aidiyeti islamadır.

İslamın çocuğudur ZAMANE çocuğu değil. Bu nedenle bilir ki aidiyet mesuliyeti gerektirir.  Mesuliyet ise derdi doğurur. Bundan dolayı dertlidir. Derdi onu yerinde bırakmaz. İslam adına her ne varsa orada olmayı bir sorumluluk ve zorunluluk görür. Ayrıca Hayatını zorunluluklara (yaşam için gerekli olan çalışma, gezme, evlenme vb) göre değil, bilakis  sorumluluklara (halife insan, sosyal varlık olmanın gerekleri olan Müslüman ca bir hayat) göre tanzim eder.

Dervişane bir hayat yaşayan çağımızın dervişleri olma niyazı ile, Selam ve dua ile

İlimsiz

DİĞER MAKALELER