CANLI YAYIN

Tasavvuftan Maksad Nedir? IV

Tasavvuftan Maksad Nedir? IV

Bir tarafta olabildiğine dünya ve nimetlerine teşvik eden, hatta bunlara zorlayan bir hayat akışı, diğer bir tarafta Allah cc ikaz ve uyarıları. Hak tealla hzl eri  “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.” Tahrim 6

 

Yine “Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının.” bakara 123

Yine “Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.” müddessir 38

Ehityar dünyanın şu son ahir ömründe ki ümmet olarak, Bu çekişme ve girdaptan nasıl çıkacağız? Mücadele ve mücahede direncini nasıl bulabiliriz? Adımızın Müslüman olması veya İslam a dair belli başlı bir takım ritüelleri yapmamız yeterlimi?

Değerli dostlar; bugün içinde bulunduğumuz bu grift durumdan selamete çıkmamız, çare ve çözüm tam manasıyla dervişane bir ahlak edinerek, derviş olmamızda yatmakta. Aksi halde bu gidiş bizleri hak Teala nın dergahı izzetinde mahcubiyete duçar kılacaktır. Ve o zaman mazeretlerimizde fayda etmeyecektir.

Şöyle bir kuranı hekime baktığımızda, alla cc bizlere cehennem ehlinin yaşadığı bazı sahnelerden bahs etmekte. Bu meyanda hak tealanın müddessir 42 de “cennet ehli cennette iken kendi aralarında konuşurlar ve bazı cehennem ehline cennetten sorarlar “sizi cehenneme ne attı” onlarda bu cennet ehli ne cevap sadedinde müddessir suresinin devam eden ayeti Celilelerinde biz namaz kuılanlardan olmadık, miskini yedirenlerden olamdık ve her kes gibi (dünya hayatına ) dalanlarla daldık” derler.

Ayeti celile nin son parafına dikkat edilirse, uyduk kalabalığa ve her kes ne yaptı ise bizde onu yaptık dediklerini görüyoruz. Bundan da anlaşılmaktadır ki;  hak Teala bizden her kes gibi olmamızı değil, er kişi gibi olmamızı ve Allah cc nun istediği gibi birer kişi olmamızı istenmektedir.

Değerli dostlar tarikat ve tasavvufta manevi eğitim alan Sülük ehline derviş denir. Parantez içinde şu hususu ifade edeyim ki “tarikat ve tasavvufa karşı olmamak ile,seyri sülük ehli olmayı birbirinden ayırmak gerek.”

Şimdi Derviş kelimesi lugat ta; gayet mütevazi, kanaatkar, kimsesiz fakir, maneviyatla gönlü zengin, mürid ve şeyh manalarına gelmektedir. Dervişane ise ifadesinden kast edilen ise; dervişe yakışır halde saflık ve kalenderlik, müsteğni (ihtiyaçsız) olmak anlamındadır.

İstilahta Derviş ise; meşayıh ve ülema dervişi ibnül vakt diye tanımlarlar. Kelime olarak zamanın çocuğu (dikkat ediniz ZAMANE değil ZAMANIN çocuğu) anlamında olan ibn-ul vakt ifadesi ise zamanını ve çağını, bu çağın dilini hassasiyetlerini iyi bilen, tanıyan ve yaşadığı çağın hilelerini iyi kavrayan kişi demektir.Bu istilah i tanımdan da anlaşılacağı üzere, kişi zamanını tanımadan derviş olması muhal bir durumdur.

Değerli dostlar; Yaşadığımız çağın adı, modern çağdır.  Ve bu çağ karekteristik özelliğinden menkul, insanlarına modern olanlar ve olmayanlar demeyi tercih eder. aslında Modernlik kavramının doğduğu havza, kültür, batı toplumu özelinde hristiyan dünyadır. Bu nedenle modernite nin o kültürde kendisini nasıl tanımladığını bir bakmak lazım.

Batı toplumunda Sosyolojik anlamda Modern olmak; kendi toplumu açısında konfor içinde hedonist arzularına zebun olarak yaşama anlamında kullanırlar. Kendilerinin dışındaki toplumları da iki şekilde taksim ederler.

  1. Giydiklerini giyen, yediklerini ve yedikleri gibi yiyen, hayata ve olaylara seküler kazanım gözü ile bakan kişiler. Bunlar kedilerini dışında kalan modern insanlardır.
  2.  Bu özellik ve tanımalamalara girmeyen Bunarlın dışında kalanlar ise medeni olamayan, barbarlar diye lense eder ve böyle görür.

Bu bağlamda batılı gözü ile ortaya konulan modern insanın hayata yansıyan Temel karekteristik bazı özellikleri vardır. Bunlar; modern olan kişiler seküler ve konfor düşkünü hedonist (zevkçi), nihilist (tüm varlığı,değerleri yok sayan, hiççi), sebtist (kuşkucu, şüpheci) dirler. İlahiyatı ve daha özelde Metafizik inancı olmadığından hayatı, olan ve ellerine geçenden ibaret görür.

Bu ideolojinin temel Tehlikesi; kendisinden başka düşünce ve inançları keskin ve net çizgilerle dışlamaz görünür. Kendisi net değil ve net bir çizgisi yoktur. Tüm ideoloji ve inanç sahiplerine zehirini zerk eder. yani onlara göre modern olman için inançlarını, kültürünü, değiştirmene gerek yok. bunun yerine Müslüman, mücahit, tesettrülü, namaz kılan, iş insanı olmanda bir sakınca yok ama eğer olacaksan modern Müslüman, modern mücahit, modern tesettürlü, modern namaz kılan, modern iş adamı olacaksın. Yani hayata ve olaylara bir Müslüman ın kabul ve değerleri ile değil de, modernite nin kabul ve değerleri ile bakacaksın.

Bu yapı böyle olmayanları marjinal, radikal unsurlar diye lense ederek ötekileştirici kutuplaştırıcı bir dil kullanmayı da ihmal etmez. böyle bir özelliğe sahiptir. Kendisi ötekileştirici, kutuplaştırıcı olduğu halde kendi kendisini hak ve hakikat ın merkezine koyduğu için bunu böyle lense etmez. Sorsan çok insancıl ve barışçıldır ve birlikten yanadır. Sanki  ötekileştiren ve kutuplaştıran kendisi değil de başkalarıymış gibi lense eder. dolayısı ile Çok iyi algı yönettiği için Hem suçlu hemde güçlüdür.

Modern insanda Doğru ve hakkın kaynağı; bilimdir. Yani akıl ve dolayısıyla insanın kendisidir. Bu insanlardan da özellikle kendileri ve kendileri gibi düşünenlerdir.  Bunların Aidiyetleri; zamana, ortama ve çağadır. Belli başlı değişmez sabiteleri yok olduğundan zaman ve çağ neyi gerektirirse ona göre renk alır. Bir nevi bukalemundur gibidir. Bunların temelde modern olmayı tüm payelerin sütünde tutar. Bu uğurda yapmayacağı ve feda etmeyecekleri hiç bir şeyleri yoktur. Zira temel mantıkları Nikoccolo Makhiavelli nin “amaca götüren her yol mubahtır” sözüdür.  Seşam ve dua ile

 

İlimsiz

DİĞER MAKALELER