CANLI YAYIN

Beka Sorunu?

Zaman zaman siyasetçi, entellüktel, toplum bilimci ve ekrana çıkan bir takım zevatın dillerine pelesenk ettikleri bir kavramdır “beka sorunu”. Belli başlı meslek erbabınca bu kavram bazı dönüm noktalarını ve hayatiyet arz eden durumları ifade sadedinde kullanılır. Bununla toplumun avam kesimlerine, kendi bulundukları konum itibarı ile güya toplum adına ciddi, kritik sorumlulukları deruhte ettiklerini, bu nedenle toplumdan bekledikleri desteği sürdürmelerini veya sabırlı olmalarını bekleme sadedinde ifade ederler. Bu bekledikleri destek bazen hoşnut olmasalar bile içinde oldukları şartlara sabretmeleri şeklinde bazen de siyasi anlamda kendilerine geçmişte verdikleri desteği sürdürmeleri anlamında, bazen de bu ifade ile yapmak istedikleri algı işinde bir nevi kendilerinin gönüllü emektar olmaları şekilde olur.  

Vakıa doğrudur. Hız ve haz çağı olan günümüzde bu ve benzer kritik süreçlerden geçmekteyiz. Bu meyanda içinde yaşadığımız kaderimiz olan Mezopotamya coğrafyasında yaşanan hadiseler ve özellikle çevremizdeki ülkelerde sürdürülen kaos ve kargaşa, tevilsiz bu vehameti göstermekte. Bu nedenle ara ara ısıtılıp piyasaya sürülen bu kavramı dışa dair anlamak ve ehemmiyetini kavramak çok da zor değildir.

Fakat çeyrek asrı aşkın bir zamandır ümmetin umudu olan Türkiye’mizde idareyi elinde tutan kardeşlerimizin öyle veya böyle dışa dair bu ağlardan, bağlardan ve bağlamlardan kurtulabilme adına birçok güzel şeyleri yaptıklarının hakkını teslim etmek gerek. Daha düne kadar basit bir ipi bile ithal eden ülkemizin bugün ağır silahlardan dronelara, birçok hususta dünya ülkelerine sattığı göz önüne getirildiğinde, hele hele silah sanayisinin dünya ekonomilerine yön verdiği bu çağda bunlar çok ciddi ve kıymete değer işlerdir. Bu yapılan güzel işleri gölgelememek adına, Suriye politikasının ilk zamanlarda Amerika’nın güdümünde gibi başlamasından, BOP projesine eşbaşkanalık ve bunlara benzer birçok sorunlu duruş ve eylemin vehametini dillendirmemeyi anlıyor olabiliriz.

Bunula beraber içe dönük öteden beri süre gelen özellikle jakoben müesses nizamın Müslümanların ensesinde boza pişirmeleri, başta Müslüman çocuklarının inançlarına uygun kılık kıyafetleri ile eğitim görme hakları hususu olmak üzere birçok hususta faydalı güzel işlerin yapıldığını da şuraya öncelikle kaydedelim.

Fakat bu yapılanlara rağmen birtakım kişi ve makam sahiplerinin farklı amaçlarla kullandıkları “beka sorunu” aslında millet olarak özellikle bu coğrafyanın mayası olan ve bin yıla yakın bir sürede İslam ümmetine öncülük yapmış olan bu coğrafyanın Müslümanları açısından tam da kendisini gösterdiği bir süreçten geçmekteyiz. İşin daha da vahim olanı, kanımca birilerinin düne kadar darbelerle, devrimlerle, inkılaplarla bir türlü Müslümanların hüsnü kabullerine mazhar kılamadıkları, bu beka sorununa sebep olacak işleri Müslümanların eli ile icra etmiş olmasıdır. Kısaca maddeler halinde Müslümanlar açısından gelecek onyıllarda bekalarını tehdit ettiğini düşündüğüm bazı hususları sıralayayım:

  1. Serlevhasında ve sunulurken, güya mağdur olan kadınlara sahip çıkma bahanesi öne çıkartılan ama aslında Müslüman toplumun tohumu ve bedenindeki kalp gibi en hassas organı sayılan aileyi yerle yeksan eden İstanbul Sözleşmesi ve bunun doğurduğu şimdilik binlerle ifade edilen mağduriyetler ve haksızlıklar bizim beka sorunumuzdur.
  2. Düne kadar kanun, yasa ve darbe ve devrimler devrinde bilinçleri bu denli açılmamış ve insan onurunu zedeleyen, gelecek nesilleri ifsadına öncülük edecek olan lezbiyen, transseksüellerin özgürlük adına bu denli kurumsallaşmaları ve bunların önlerinin açılması, hele hele bir takım dış mihraklar tarafından STK’lara destek adı altında bunların mütemadiyen palazlanmaları ve yaygınlaştırılmaları, yarınlar adına tehlike çanları çalan bir beka sorunudur.
  3. Çeyrek asra yakın bir zamandan beridir Müslüman Türk kadınlarının annelikten kurtulup feminist batı kadınları gibi sokaklara çıkmaları için yapılan pozitif ayrımcılıklar ve kadın-erkek eşitliği adı altında yapılan çalışmalar bu milletin geleceği adına birer beka sorunudur.
  4. Bir taraftan dağılmış ailelerin ortada kalan çocuklarının durumu içler acısı iken diğer tarafta ebeveyn eğitimi ve terbiyesinden geçmemiş, sokaklara ve seküler eğitim kurumlarına terk edilmiş gençliğin hal-i pürmelalleri gözümüze gözümüze batarken, annelere anne olma sanatının ehemmiyetini işleyip aile kurumunun temel direğinin anne olduğu ve bir kadının en yüce, en ağır , en prestijli mesleğinin annelik olduğu noktasında çalışmalar yaparak anneliği ve aileyi olması gerektiği ideal noktaya taşıyacakken; maalesef bugün Aileve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kadına dair yaptığı çalışmalar özelde kadını ev merkezli bir hayat yerine iş merkezli bir hayata sürekli teşvik etmeleri ve bu milletin vergilerinden kesilerek oluşan imkanlarla ek ödemelerle/ikramiyelerle kadınları çocuklarını kreşlere bırakmaları veya başka bakıcıların ellerine teslim etmeye teşvik edilmesi uzun vadede bir beka sorunu olarak karşımızda durmakta.
  5. Yine geçmişte müesses jakoben sistemin akıl, mantık ve izan dışı olarak uyguladığı başörtüsü yasağına dair yapılan başörtüsü serbestisi, yine okullarda Kur’an ve Siyer dersleri, DİB bünyesinde olan Kur’an Kurslarına kayıtlı olması kaydı ile çocuklarımızın orta okulda iken hafızlık için ara verilebiliyor olma durumu bir kazanım ve faydalı bir çalışma iken; bu güzelliklerin yasal ve anayasal bir alt yapısının olmadan sadece yönetmeliklerle olması, “mahkeme kadıya mülk değildir” atasözünde ifade edilen hakikat gereğince yarınlarda gelecek başka bir zihniyetin bunları aynı şekilde başka bir yönetmelikle rahatlıkla kaldırabilecek olması işi yeniden başa döndürecektir. Bu durum başlı başına yarınlar adına bir beka sorunudur.
  6. Genel anlamda toplumun kahir ekseri kesimlerinin rahatsız olduğu darbe süreçlerinde oluşturulan mevcut anayasanın olması gerektiği gibi değiştirilmemesi bir beka sorunudur.
  7. Bu toprakları mayalayan Anadolu İslam’ını temsil eden cemaat, tarikat, STK ve benzeri yapıların yasal bir zemine oturtulmaması düne kadar olduğu gibi yarınlarda da ciddi bir beka sorunu olarak karşımızda durmaktadır.
  8. Türkiye’mizin mayasının aslında karıldığı, millet olarak bizleri yeniden aslımıza döndürecek tohum bankası mesabesinde olan, ayrıca ülkemizin de kadim bir gerçeği olan medreselerin yasal bir statüsünün olmaması bir beka sorunu olarak karşımızda durmaktadır.
  9. Yerel veya genel idarecilerin halkın değer ve doğrularından uzak ve halka üstten bakan kişiler olması ve yerel faaliyetlerde ahlaki, örfi, gelenek ve görenekleri yok eden toplumu/gençliği hedonist hazcılığa mahkûm etmeye götürecek birtakım faaliyetlerde bulunmaları, hele hele gençlikteki çözülme, bozulmaların geldiği aşamaların ciddi endişe verici düzeye çıktığı günümüzde, bu mesele yarınlar adına ciddi bir beka sorunudur.
  10. Üretim anlamında globalleşen dünyanın gerçeği olan küreselleşmeye esnafın-tüccarın mahkûm edilmesi ve bir yandan küçük esnaflar yok edilirken diğer bir yandan da üretime ve ihracata dayalı ülke nüfusuna ve ekonomik bağımsızlığa uygun kayda değer ciddi bir yatırım ve atılımın olmaması ciddi bir beka sorunu olarak karşımızda durmaktadır.
  11. Hele hele toplumun kalbi mesabesinde olan, adına milli eğitim dediğimiz fakat milliliğin sadece adında kaldığı seküler devşirme tezgahlarına dönüşmüş milli eğitim! Bugün devletin en büyük bütçesinin ayrıldığı ve her yıl binlerce öğretmenin atandığı eğitim kurumlarımızın üreten, icad eden, ön alan, öncülük yapan öncü nesiller yetiştiren kurumlar olmaktan uzak bir yapı arz etmesi. Hele hele son yıllarda belli birtakım kutlamalar bahanesi ile putperestleri aratmayan ayinler yapılıp körpe dimağların Allah’tan (c.c.) başkasına secde ettirilmeleri eskiden istisnai normal okullarda olurken, imam-hatiplerde bunun örneklerinin çoğalması, bırakın dini ve milli sahalarda bir seviyede olmayı, fenni ilimlerde bile halen daha ideolojik saplantılar içinde olması ve dünya ile yarışacak düzeye çıkmamış olması ciddi bir beka sorunu olarak karşımızda durmaktadır.
  12. Yine TV dizi ve filmlerinin bu milletin dini değerlerini tahripkâr olması bir beka sorunudur.
  13. Dün FETÖ denilen yapının eli ile yapılan tüm haksızlıkların ve yanlışların bir versiyonun perinçekçilerin elleriyle yapılması ve adaletin yanlı/taraflı ve izafi işlemesi bir beka sorunu.
  14. Beraber yaşama kültürünün toplumun farklı kesimlerinde yaygınlaştırılması yerine maalesef siyasiler, eğitimciler ve entellüektellerin bir şekilde katkıları ile halkın sosyolojik katmanlarının ayrıştırılması ve bu ayrılıkçı dil ve ayrılıkları derinleştirici dilin yaygınlaştırılması bir beka sorunu.
  15. Resmi anlamda din adına tek söz sahibi kurum olan DİB’in, dine dair ortalığı karıştıran FETÖ, DAİŞ ve benzeri dış mihraklı yapılara karşı gerekli etkili bir duruş sergilemek yerine kendisini bir cemaat veya STK gibi konumlandırıp toplum dinamiğinin temel elementleri olan cemaat ve yapılara rakip gibi durması ve konumlanması, bu meyanda tavırlar sergiliyor olması ve bu vahim duruma rağmen dini eğitimin sadece devletin eli ile veriliyor olması ve kendilerinin dışındaki yapıların merdiven altı yaftası ile ötekileştirilip dışlanması ciddi bir beka sorunudur.

Bunlar ve benzeri sayabileceğimiz daha birçok husus, yukarıdakiler açısında bir beka sorunu olmazsa bile kanımca uzun vadede ülkemizin Müslüman halkları açısından ciddi birer beka sorunu olarak karşımızda durmaktadır.

Ayrıca yarınların siyasetçilerinin de bu ve benzeri alan ve sahalarda yapacakları ve yaptıkları eylemlere göre muhatap alınacaklarını da göz önünde bulundurmalarının gerekli olduğu kanısındayım.

Selma ve dua ile…

İlimsiz

DİĞER MAKALELER