CANLI YAYIN

Yaşadığımız Çağda İnfakın Önemi

Yaşadığımız Çağda İnfakın Önemi

Bugün şöyle bir gözlerimizi, kulaklarımızı açıp dünyaya baktığımızda yeryüzünün mazlum ve mağdurlarının gözleri kulaklarının biz de olduğunu görürüz. Öyleyse bizi herkes gibi olmaktan kurtaracak temel özelliklerimizden birinin de infakımız olduğu aşikardır.

Yakın bir zamanda Suriye’de insanlar alim ve fakihlerden fetvalar sorup durdular. “Çocuklarımıza kedi köpek eti yedirebilir miyiz” diye. Bir düşünün bir parça ekmeğin bir çuval unun ehemmiyetini! Yine Nijer’de bir pet şişe su bulabilmek için saatlerce kucağında bebeğiyle kuyrukta bekleyen anneler var. Onlar açısından bir kuyunun açılması sizce ne anlama gelir?

Malavi’de bir çocuğun tedavi ve ilaç masrafları sadece 5 dolara tekabül ediyor. Bu demek oluyor ki Türkiye’mizde bir çocuğun aylık bez parası ile birçok çocuk tedavi olabilir.  

Çamurdan yaratılan insanı çamurlaşmaktan koruyacak olan da yine infaktır. Bileceğiz infak rahman olan rabbimizin bizlere verdiklerinden kendisinin doğrudan vermediklerine bizim vermemizdir. Yani veren o verdiren de yine o.

Şunu unutmamalıyız ki infak imanın bir sonucudur. Zira cenab-ı hak, Bakara suresinin hemen başında gayba iman edenlerin özelliklerini ifade ederken namazı ikame ederler ve infak ederler buyurmaktadır. Buradan da eğer imanımızın ne durumda olduğunu merak ediyorsak namazımız ve infakımıza bakmamız gerektiğini anlıyoruz.

Yine Mevla’mız (c.c.) “Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyilik yapmış sayılmazsınız” (Al-i İmran, 92) buyurmaktadır. Efendimiz de (s.a.s.) “Yarım hurma ile de olsa kendinizi ateşten koruyun.” (Buhari, Müslim) buyuruyor. Bu demek oluyor ki infakın hacminin, ebadının, kemiyetinin bir kıymeti yok, asıl olan o infakı yapan gönlün samimiyetidir.

Unutmamak gerek ki büyük hedeflere küçük adımlarla varılır, yine büyük binalar küçük tuğlalarla örülür, toprağa serpilen tohum da küçüktür fakat sonunda elde edilen hasıla büyük. Hz. İbrahim (a.s.) için yola çıkan karınca misali yola revan olmaktır, ayağının küçük veya büyük olmasına bakmak değil.

Bileceğiz ki bizler başkalarını koruyup kollamaktan öteye kendimizi ateşten koruyoruz. Yani yarım hurmalarımızın bugün fakirin fukaranın veya Suriye’nin, Arakan’ın, Filistin’in hangi sıkıntısını gidereceğine veya neye muktedir olacağını bilemeyebiliriz ama bizleri cehennemden koruyacağının müjdesi olduğunu biliyoruz.

 

İşte sözün sultanı Efendimiz’in (s.a.s.) müjdesi: “Her kim ki helal kazancından bir hurma değerinde bir şeyi sadaka olarak verse -ki Allah (c.c.) ancak helal maldan verilen sadakayı kabul eder- Allah onun bu sadakasını sağ eliyle kabul eder. Sonra o tek hurma değerinde olan sadakayı dağ gibi oluncaya kadar sizden birinizin tayını büyüttüğü gibi, sadaka sahibi için (özenle) büyütür.” (Buhari, Müslim).

Bu hayrlı kimselerden olabilmek duasıyla…

İlimsiz

DİĞER MAKALELER