CANLI YAYIN

Dünya Hayatı Neyimiz Olur?

Dünya Hayatı Neyimiz Olur?

 

Değerli dostlar, günümüz Müslümanlarının imtihanı varlık olsa gerek. Rabbimiz (c.c.) “Dünyadan da nasibini unutma” (Kasas 77) fermanına rağmen bizler iki elimizle beraber hayatımız ve kalbimizle de ona sarıldık. Dünyaya çullanmak ile onu kullanmak, ona yamanmak ile ondan yararlanmak, ona esir olmakla onu esir etme dengesini kaybettik. Şöyle bir dikkat kesildiğimizde, yarım asır önce insanlar veremlerle savaşırdı. Şimdi obezite ve bundan doğan hastalıklarla savaşmakta. Bugün dünya küresel bir köye döndü. Bilim ve teknolojiyle beraber ulaşım ve iletişim de hızlandı. Çağın getirdiği nimetler maalesef birer nikmete dönüştü. İnsanın çağın sunduğu nimetler ve fırsatlar karşısında ölçüsü, sınırı, ilkesi, hududu olmayınca vahim sonuçlar kaçınılmaz oldu. Çağın fırsatları bahçemizdeki gül gibidir ama bizler bu gülün dikenlerini göz ardı etmekle mesafe almayı, huzuru bulmayı kaçırdık.

Bir davası, İslam gibi bir derdi olan bir toplumun ölçüsüz, ilkesiz olması düşünülemez. Bizler bu dünyada her ne şekilde olursa olsun var olmakla değil, belki büyümek ve büyük kalmaya odaklanmakla mecburuz.  Bugün maalesef Din ve takva hedefleri ile beraber dünyadan zerre ödünsüzlüğümüz, kapitalistlerle aramızdaki farkı kaldırdı. Dine rağmen imkanlardan istifade özgürlüğü, liberallerle aramızdaki farkı yok etti. Ebu Davud'un rivayet ettiği hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.s) “Açların yemeğe kaşık daldırdıkları gibi dünyanın dört bir yanından toplumların üzerinize (Müslümanların) üşüşeceği bir zamanın gelmesi yakındır.” Sahabe efendilerimiz ‘Ya Rasulallah, o gün bizler sayıca az olduğumuzdan dolayı mı bu milletler üzerimize üşüşecek?’ diye sorunca Efendimiz (s.a.s.) ‘Hayır, belki siz o gün çok olacaksınız ama çokluğunuz selin üzerindeki çerçöpler gibi olacak. Allah (c.c.) düşmanlarınızın kalbinden sizden korkmayı alacak ve sizin gönüllerinize de vehn atacak.’ buyurunca sahabe efendilerimiz ‘Vehn nedir ya Rasulallah?’ dediler Efendimiz ‘Dünya sevgisi ve ölümden korkmadır.’ buyurdu.

Değerli dostlar, dikkat edersek bu hadis-i şerifte Rabbimiz (c.c.) habibinin dili ile bu çağın Müslümanları olan bizlerin imtihanın ne ile olduğunu haber vermekte, şeytan aleyhilla’ne’nin bu çağdaki silahının dünya sevgisi, ölüm korkusu olduğunu bizlere duyurmakta.

Evet, birinci paragraf bir nevi tesbit, ikinci paragraf ise sebebinin ne olduğunu açıklamakta. Burada ifade edilen dünya sevgisinin, dünyanın taşını toprağını put yaparak onlara tapma manasında olmadığı kesindir. Yine, ölüm korkusu da ondan kaçmanın da, dehlizler, kurtulma yolları aramak olmadığı kesin. Peki, o zaman dünya sevgisini nasıl görmeli, anlamalıyız? İşte birer ibadethane olarak kurulan camilerimiz, huzuru, huşuyu, sükûneti bulacağımız yerler olması gerekirken maalesef birer süs ve lüks mekanları halini almış. İçine girip huzur bulacağımız mahaller olması gereken evlerimiz, maalesef mobilyadan ayağımıza dahi yer bulamayacağımız halde. Gerek çıkış felsefesi ve gerek tarihin akışında gördüğü işlevlilik cihetiyle çilehaneleriyle ünlü olan tekkeler, lükshanelere dönüşmüş halde! Dünya sevgisi herhalde olsa olsa budur!

Değerli dostlar, maalesef dünya her birimize başka bir yolla geldi. Kimimiz ömürde bir kez evleneceğiz diyerek evlilik masrafları bahanesiyle onun kirlerine bulaştık. Kimimiz de ev kredisi, iş kredisi, okul kredisi, aş kredisi diye mazeretlerin ardına sığındık. Bu hal ve hastalık sadece ekonomik durumu iyi veya orta düzeyde olan Türkiye Müslümanlarında değil, bilakis şöyle bir baktığımızda açlığın kol gezdiği ve bu durumdan dolayı insanların açlıklarından dolayı kaburgalarının ortaya çıktığı Afrika gibi fakir ülkelerin Müslümanlarında da durum pek farklı değil maalesef. Bakıyorsun bu hale rağmen kaburgaları sayılan garibanım bile internetsiz durmamış. Yine sadece şehirlerde değil köyler ve şehirlerin kırsallarında üzerine giyecek doğru düzgün bir şeyi olmayan delikanlılarımız bile akıllı telefonsuz yaşayamaz hale gelmiş. İşte dünya sevgisi! Yine Şeytan bizi rızıkla, gelecekle korkutarak nerdeyse her birerimizi stokçu yaptı, işte dünya sevgisi!

Değerli dostlar, bu dünya sevgisi dünyanın nimetlerine takılıp kalma ve ahiret nimetlerini yokmuşçasına göz ardı ederek kendini gösterdi. Dünya ekseninde bir hayat kurup ahireti ikinci plana itme şeklinde tezahür etti. İşte dünya sevgisi bu haldir. Yine ölümden korkmaktan bahsetti efendimiz (a.s.). Nedir bu ölümden korkmak? Ölümden korkma, ölüme inandığını iddia ettiği halde ona hazırlıklı olmamak, ölüm ve ötesi olan ahiret yurdu için gerekli olan hazırlığı yapmamaktır. Burada unutmamamız gereken püf nokta, önemli denge; dünyayı ihmal etme ile onu kabir hayatı ve sonrası için hazırlık mahalli edinme ölçüsüdür. Bu ölçüyü edinemeyip dünyayı sevince bu sevgi bizlerde helal sınırlarını zorlamaya, mübah dairesini aşmaya sevk etti. Peki, çare ne:

  • İman tohumunu amel suyuyla sulamamız,
  • Haramlardan arınmış bir hayat kurmamız,
  • Farzlara yoğunlaşmış bir kulluk,
  • Ciddi bir nafile birikimi yapmak,
  • Hayatı iman ve cihat bilmek,
  • Dünyaya karşı itfaiyeci gibi olup ona çakılmak yerine onu kullanmak,
  • Dini olan her meselenin azı veya çoğu fark etmeksizin ona sahiplenmek,
  • Tüm beşeri izm’lerden arınmakladır.

 

Selam ve dua ile…

 

 

İlimsiz

DİĞER MAKALELER