CANLI YAYIN

NİYET - II

NİYET - II

Dünkü yazımızda giriş yaptığımız niyet bahsine bugün kaldığımız yerden devam ederek şu soruyu soralım: Niyet nedir?

Epistemolojik olarak niyetin tahlilini yapacak olursak, LUGATTA; tasarlamak, karar vermek, (T.D.K. Türkçe Sözlük) anlamlarına gelmektedir. Kastetmek, muhafaza etmek, beraber olmak, hayra ulaştırmak, bir yerden diğerine yöneliş, uzaklaşmak (Müncid, Mevarid) manalarını da eklememiz gerekiyor. Bunların yanında nakletmek, hıfzetmek, muhasebe, azmetmek, karar vermek (Ehteri Kebir) de niyet kavramının lugavi anlam sahasına girmektedir.

İstilahta ise br çok farklı anlamı söz konusudur. Örneğin Muhasibi’ye göre niyet ile sıdk aynı manadadır (Adabu’n-Nufus 12-140).

Kalpte vaki olan hayırlı şeylere ilham denir. Şer olana ise vesvese denir. Hayırlı şeyleri tercih etmek veya arzulamak ise niyet’tir derler (Ebu Talib-i Mekki, Kütub fi Muameleti’l-Mahbus s.12).

Hz. Ali (r.a.) bir savaşta karşısındaki düşman ile çarpışır ve sonunda onu yere yıkar. Kılıcını kaldırır tam boynuna vuracakken adam Hz. Ali’nin yüzüne tükürür. Bunun üzerine Hz. Ali kılıcını indirir ve hadi git serbestsin, der. Adam, neden bırakıyorsun, deyince Hz. Ali “biraz önce ben yalnız Allah için seninle çarpıştım ve boynunu Allah için vuracaktım. Fakat sen tükürünce nefsimin zoruna gitti ve nefsim devreye girdi, eğer boynunu vurursam bu Allah için değil nefsim için olurdu. Benim kılıcım nefsim için değil Allah için kalkar!’ Bunun üzerine adam hidayet bulur ve İslam’ı tercih eder (Mesnevi).

Kişinin ilk ameli, yapacağı amele niyet etmesidir. Zira amellerin kıymeti o niyete oranladır. “الامور بمقاصدها

Bu ifade Mecelle’de geçer; işlerin/amellerin karşılıkları maksadlarına/niyetlerine göredir manasına gelmektedir.
Seyr-i sulük’te olan bir salikin ilk önce niyetin ahkamını bilmesi gerekir. Niyetin ahkamı ise niyeti arzuların esintilerinden ve kendisinde nefsin payı olan her şeyden arındırmaktır.

Bu olacak ki yapılan amel mahza rıza-i Allah teala için yapılmış olsun. (Ömer el-Suhreverdi, Avarifu’l-Mearif  9-335)

Niyet kişinin yapabileceği en kıymetli amelidir. (Ebu Zekeriya en-Nebevi, Bustanu’l-Arifin 7-10)

Fıkhi anlamda NİYET

Fıkhi anlamda, İslami olarak amellerin hiç birisinin niyet olmadan geçerliliğinin olmayacağında ittifak vardır. Telvih’te niyet, kişinin amelinde Allah’a (c.c.) itaati ve O’na yakınlığı dileyerek yapmasıdır, olarak tanımlanır. Kazı Beyzavi ise niyeti, Allah’ın (c.c.) hükmüne yapışmak ve rızasını umarak bir işi yapmaya kişinin yönelmesi olarak tanımlar (el-Eşbah ve’n-Nazair 19-18).

Niyet Adet’i İbadet’e Çevirir

Yine İbni Nüceym (el-Eşbah ve’n-Nazair)’de “niyetten maksat, adeti ibadetten ayırmak ve bazı ibadetleri bazısından ayırmaktır” der. Bazı örnekler verecek olursak; İlim tahsil etmek, yemek, uyumak, ziyaret, arkadaşlık, büyüklere saygı, yemek yapmak, çalışmak vb. gibi. Yine bir kişinin mescitte oturması, kurban kesmesi gibi. Yani ibadet niyeti olmadan ibadet olmaz (el-Eşbah ve’n-Nazair 17-24).

İbni Kayyım, İ’lamu’l-Muvakkiin’de niyet ve kastın amelin kıymetini belirlediğini söylemektedir… Mesela, üzüm suyunu sıkmak. Bunu içki elde etmek için yaparsa masiyet ve haramdır; yok sirke ve pekmez için yaparsa helaldir, gibi. Yine kişinin bir silahı, Müslüman’ı öldüreceğinden emin olduğu birine satması günah, ama onu Allah yolunda cihat edeceğini bildiği bir kişiye satması sevap ve ibadettir. Diğer bir örnek olarak, kinayesi ve sarihi ile talak sözleri verilebilir; kişi bunlarla talakı kastederse hanımı boş olurken, başka bir şeyi kast ederse boş olmaz. Ya da alışkanlığından veya meşguliyetinden oruç bozan şeylerden gün boyu uzak durmak bu kişi oruç tutmuş olmaz.

Niyet emelin ruhu, özü ve kıvamıdır. O sahih olunca amel sahih, o fasid olunca amel de fasid olur. Bu hakikatlerin tümüne delil sadedinde Efendimiz’in (s.a.s.) ifade buyurduğu şu iki sözü hatırlamak mümkündür: “Ameller ancak niyetlere göredir. Ve her kişiye niyet ettiğinden vardır.

Tam da sözün burasında ed-Din olan İslam’ın tümünü ele alan 3 hadis-i şerif bize yetecektir:

1. Niyet hadisi,

2. Haram belli helal bellidir, hadisi ve

3. Kişinin imanının kemali malayaniyi terk etmesidir, manasına gelen hadis.

Niyet Zordur

Tebe-i tabiin’in büyüklerinden Süfyan-ı Sevri’ye talebeleri ‘Efendim, bugüne dek en çok zorlandığınız şey nedir?’ diye sorunca O ‘niyetimi tashih etmektir!’ buyurdu. Örneğin, Abdulmetin Balkanlıoğlu hocamız şamda yolda yürürken kenarda bir pislik görürü ve “Allahım, niyet ettim senin için bir Müslüman kardeşimin ayıbını örtmeye” der. İşte bu niyeti kontrol altına alma çabasıdır. Diğer taraftan niyetin merkezi aslında kalptir, başka şeyler karışıp onu kirletmesin diye dil ile kuvvetlendirir ve garantiye almaya çalışırız.

Netice olarak Niyeti nasıl anlamalı?

Kısaca niyeti şöyle anlamak mümkündür: Bir insan bir fabrikaya gider, herhangi bir müracaat yapmadan çalışanların arasına karışır. Herkes gibi iş yapar ve ay sonu geldiğinde muhasebeden maaş almaya giderse ne olur? Muhasebeci ‘senin bizde bir müracaatın veya kaydın yok, dolayısı ile sana verecek bir şeyimiz de yok!’ der. Teşbihte hata olmayarak söyleyeceksek, İnsan niyet ederek bir nevi ahiret için cennetlik insan kaynaklarına müracaat etmiş olur. Aksi halde dünyada tüm yaptıkları boşa gitmiş olur. 

Rabbimin niyetlerimizi sahih, amellerimizi makbul kılması niyazı, selam ve dua ile…

İlimsiz

DİĞER MAKALELER