CANLI YAYIN

NİYET - I

NİYET - I

Gölgeli kavramlar çağında yaşıyoruz

Bugün yaşadığımız modern çağın insanının bazı temel karakteristik özellikleri vardır. Modern insanın temel karakteri, rahatına düşkün olması ve zorlanmaya gelmemesidir. Ayrıca akılcı olup, hayatında aklına uymayan şeyleri istememesi de bunlardandır. Riyakardır, yaptığını başkalarına göstermek ve onların teyidini almak ister. Başkalarına izah edemeyeceği şeylerden uzak durmayı tercih eder, durup dururken fincancı katılarını ürkütmeye ne gerek var, diye düşünür. Bunların her biri aslında nefsi birer hastalıktır. Bu hastalıkların doğurduğu sonuçlara baktığımızda ise, mezkûr kişilerin hayatta karşılaştığı durumlar karşısında genel anlamda takındıkları iki tavır olarak karşımıza çıkar:

a. Tevil: Özellikle Kur’an-ı Kerim gibi inkâr edemediklerinde.

b. İnkâr: Sünnet gibi inkâr etmekte beis görmediklerinde.

Bugün recm meselesi, kadınların toplumda idareci olamamaları, mirasta erkeğe iki kadına bir payın verilmesi gibi… Bunlar ve benzeri akıllarına uymayan veya başkalarına izah edemedikleri meselelerin dayanağı Kur’an-ı Kerim ise tevil, Sünnet-i Seniyye ise inkâr etme yoluna gitmektedirler. Dikkat edilirse bugünkü sahte peygamberlerin sloganları, bu ve benzeri Gölgeli Kavramlardır.

Can alıcı soru: neden bunlar?

Bunun nedenini anlamak için işin arka planına bakmamız lazım gelir. Bu meyanda DUYU, DEĞER, ALGI, NİYET, AMEL 5’lisine bakmak gerek. Duyu, insanın organlar vasıtası ile edindikleri tekil tecrübelerdir. Değer, insan değerlerini yaşadığı çevre, gördüğü eğitim, inanç ve benzeri şeylerden edinir. Bu değerler bir nevi düşünce kalıplarıdır; bu bağlamda denir ki “Baktığın yer bakışını, konumun konunu belirler!” İşte tam da budur püf noktası. Malum olduğu üzere bir şeyin İslam dininden olması için dinin delillerine dayanması şarttır. Onun değerler dünyasına ait olması elzemdir.

Modern insan dinin delillerine bilgi kaynağı olarak bakmamaktadır. Modern bilgi anlayışında ve onu üreten bilimde temel kural, önünde olana şüphe ile yaklaşmaktır. Şüphe ile bakınca, karşısına çıkan can sıkıcı, aklına uymayan, başkalarına izah edemediği şeylerin dayanağı Kur’an-ı Kerim olunca, bu kaypak zemin onu tevil etmek, yok Sünnet olunca da onu inkâr etmek yoluna baş vurmaktadır maalesef.

Diğer taraftan Müslümanın bilgiye yaklaşımı ise bambaşkadır. Onun için edille-i şer’iyye (şer’i deiller) bilginin kaynağı ve üretimi meselesinin merkezinde yer almaktadır. Yani edille-i şer’iyye olan, sırasıyla Kur’an, Sünnet, İcma ve Kıyas Müslümanlar için bilgi kaynağının ne olduğunu ve bilginin nasıl üretildiğini göstermesi ve modern olandan farklılığı ifade etmesi bağlamında hayati önemi haizdir. Bir Müslüman’ın edille-i şer’iyyeye bakışı, delilin manasından da anlaşılacağı üzere rehberdir. İnsan rehberden kopunca mehalik yerlerine düşmesi kaçınılmazdır. İşte temel kopuş burasıdır.

Bir sonraki yazımızda kaldığımız yerden devam etme niyeti, selam ve dua ile…

İlimsiz

DİĞER MAKALELER