CANLI YAYIN

Muharrem ve Hüseyni Kıyam ile Diriliş - II

Muharrem ve Hüseyni Kıyam ile Diriliş - II

Değerli dostlar, bilmek gerektir ki insanın fikri zikrinin rahmidir. Bu büyüklerin oluş ve varlık sancıları, onları herkesin dertleri ile dertlenmeye sevk eder. Bu nedenlerle onların kendilerine ait bir yaşam ve hayatları yoktur. İnsanlığa vakfolmuş ümmettirler. Kendi hayatlarını başkalarının hayatına vakfetmiş olmaları hasebiyle, kendilerini bir nevi unutmuş, başkalarının günahına/derdine ağlayan, sevap ve sevincine sevinen bir kişilik ve erdem sahibidir bunlar. Hz. Hüseyin efendimiz de bu şahsiyetlerin önde gelenlerinden biri idi. Ebetteki Ehl-i Beyt’ten olması ayrı bir lütuftur. Fakat burada Hz. Hüseyin efendimizin kıyamını bayraklaştıran, O’nun Ehl-i Beyt’ten olmasından öte bu büyük ruhlu şahsiyetidir. Hüseyni kıyamı anlamak için öncelikle hadisenin evveliyatına ve olayların akış sürecine bir bakmak lazım. Hz. Ömer’in şehadeti ve hilafetin Aşere-i Mübeşşere (Cennetle müjdelenen sahabeler)den Hz. Ali, Hz. Osman, Hz. Zübeyir bin Avvam, Hz. Talha bin Ubeydullah, Hz. Sa'd bin Ebi Vakkas, Hz. Abdurrahman bin Avf (Allah teala hepsinden razı olsun) arasında istişareye bırakılmış ve bu sahabe efendilerimiz de Hz. Osman’ı halife olarak seçmişlerdir. Hz. Osman efendimizin hilafeti devrinde, fitnelerin başlaması Hz. Osman efendimizin oruçluyken bir bardak su içmesine müsaade edilmeden Kur’an-ı Kerim üzerinde şehit olmasına kadar vardı. Burada parantez içinde şunu ifade etmekte fayda var, Hz. Osman’ın da şehadeti bir Kerbela ve şehit edenler de Yezid değil de nedir! O da bir Hüseyin değil de nedir!

Akabinde Hz. Ali efendimizin hilafeti bu fitne ateşi üzerine başlar ve birtakım bugünün fitnecileri gibi, fitneciler Hz. Osman’ın şehadetini bahane ederek Hz. Ali’nin hilafetinde fitneleri devam ettirmişlerdir. Ebette ki o dönem yaşanan siyasi sıkıntıların artı ve eksileri üzerinden konuşmak mümkünse bile biz bu noktalarda İmam Şafi (r.a) “Allah bizim kılıçlarımızı olaylara sokmadı, biz de dilimizi sokmayalım!” düsturudur. Hz. Ali’nin devrinde Sıffin ve Cemel vak’aları ile yükselen fitne ateşi, Hz. Ali efendimizin şehadetine kadar ilerledi. Hz. Ali efendimizi katleden ibni mülcem Yezit, Hz. Ali efendimizin mücadelesi de Hüseyni kıyam değil de nedir? Hz. Ali efendimizin şehadetinden sonra Hz. Hasan efendimiz halife seçilir ve o da altı aylık hilafetinin akabinde Hz. Muaviye lehine hilafetten çekilir.  Bir müddet sonra zehirlenerek şehadet şerbetini içer. Evet, Hz. Hasan efendimiz de bir Hüseyin, davası Hüseyni bir kıyam ve şehit edenler de birer Yezid’diler. Hz. Muaviye’nin vefatı sonrasında o zamanki siyasi kargaşadan istifade ile Yezidin halifeliğini ilan ederek tehdit ve zorlamalarla bey’atları almaya kalkması ve makam-mevki hırsı ile İslam’ın emirlerini çiğnemesi, Müslümanlara, Efendimizin (s.a.s.) tüm haremine ve tüm mukaddesatın hürmetinin çiğnenmesi Hz. Hüseyin efendimizi bu kıyama sevk eden sebeplerin başında gelmektedir.

Değerli dostlar, içinde olmadığımız, dolayısı ile mahiyetine ve şartlarına bir bütünlük içinde vakıf olmadığımız ve olamadığımız bu hadiselerden yola çıkarak bir oğuldan ötürü babayı telin edeceksek Nuh aleyhiselamın oğlu Kenan kâfirdi babası ise ulu’l-azm peygamberlerden idi, buna ne diyeceğiz o zaman?

Değerli dostlar, bu ve benzer dönemlerde ümmeti Muhammed (s.a.s.) maalesef şehadetlere fırsat vererek ve gerekli tedbirlerin alınması noktasında efendimizin hürmetini muhafaza edememiş ve fitnelerin zincirleme olarak akmasına sebep olmuştur. Buraya bir virgül koyarak İslam tarihindeki diğer Kerbela’lara da bir göz atacak olursak önümüze kabarık bir liste çıkacaktır maalesef... Bunların en büyüklerinden biri de 1492’de Endülüs’te yaşanandır. Engizisyon mahkemelerinde katledilen ve zorla dinlerinden döndürülen milyonlar… Bu dinlerinden zorla çıkartılanlar Hüseyin, Zeynep değil mi?  Yaşananlar Kerbela değil de nedir?  Bir hocaefendi anlatıyor. “Bizler bir gezi maksatlı İspanya’ya gitmiştik. Yolumuz uzunca idi bir sabah vakti bir mola yerinde durduk. Oturup bir şeyler atıştırırken yanı başımda bir İspanyol delikanlının ağzından çıkan kelimeler beni hem şaşırttı hem de dehşete düşürdü. Delikanlı şarkı melodisinde Fatiha’yı okuyordu. Yanına yaklaştım ve kendisine bunun ne olduğunu biliyor musun diye sordum, o da ‘dedem bana ezberletmişti, ne zaman efkârlansam maziye gitsem bunu söyleyerek rahatlıyorum’ dedi.” Evet değerli dostlar engizisyon mahkemelerinde zorla dinlerinden döndürülen insanlar bir şekilde torunlarına ilerde asıllarını hatırlatsın diye Fatiha’yı şarkı olarak ezberletmişlerdi.

Yarın kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah,

Selam ve Dua ile…

 

İlimsiz

DİĞER MAKALELER