CANLI YAYIN

Muharrem ve Hüseyni Kıyam ile Diriliş - I

Muharrem ve Hüseyni Kıyam ile Diriliş - I

Muharrem ayı Kur’an-ı Kerim’de değer verilen 4 aydan biridir. Bu münasebetle tarihte bu ayda vuku bulan hadiseler önem arz etmektedir. Bu minvalde bu ayda gerçekleşmiş olaylara bir bakalım:

Âdem aleyhisselamın tövbesinin kabulü…

Nuh aleyhisselamın gemisinin Cudi dağına oturması…

İdris aleyhisselamın göğe yükseltilmesi…

Eyüp aleyhisselamın şifa bulması…

Yunus aleyhisselamın balığın karnından kurtulması…

İbrahim aleyhisselamın ateşten kurtulması…

Musa aleyhisselamın firavundan kurtulması…

İsa aleyhisselamın göğe yükseltilmesi…

Yusuf aleyhisselamın kuyudan kurtuluşu…

Davud aleyhisselamın tövbesinin kabulü…

Yakup aleyhisselamın gözlerinin görmesi…

Hüseyin efendimizin 55 yaşında Kerbela’da şehadeti...

Yukarıda saydıklarımız, Muharrem ayında vuku bulan tarihi hadiseler olarak karşımıza çıkmakta. Muharrem ayında bu ve benzeri birçok hadisenin yaşanmasına rağmen sanki sadece Kerbela’da Hz. Hüseyin efendimizin şehadeti yaşanmışçasına Şiiler merkezli bir algı dünyaya empoze edilmekte. Yanlış anlaşılmasın, Hz. Hüseyin efendimizin şehadeti tabi ki yüreklerimizi yaralır, bu mevzu bahis edeceğimiz meseleden ayrı bir konu. Bu olay üzerinden vahiy kâtipliği yapmış Hz. Muaviye ve birçok sahabe efendilerimize insafsızca hücum edilmekte… Sanki Kerbela’yı ve Ehl-i Beyt’i sahiplenmek sadece Şiilerin hayatlarında varmışçasına yalan bir algının yaygınlaştırılmaya çalışılması ve İslam literatüründe de yeri olmayan bir takım zincirleme işleri ile küfrün oluşturmak için can attığı İslamofobiye malzeme taşınması ve Müslümanların da buna dönük güya fitne çıkarmamak için sessizliği, ümmetin başsız ve kimliklerinden kopuşlarının bir sonucu olsa gerek. 

Değerli dostlar, ümmetin kimlik ve kişilik kaybına uğradığı çağımızda özellikle Hz. Hüseyin’in (r.a.) kıyamı ümmetin tekrardan asli kimliğine ulaşabilmesi için dikkati calip bir hakikattir. Bu hakikatin günümüze ve gündemimize dönük kazanımlarını görmek için meseleyi çok yönlü bir bütünlük içerisinde okumak lazım. Özelliklede ümmetin kendi değerlerinden uzak düştüğü ve beşerî bir takım yaklaşımlarla hayatı okuduğu bugünümüzde bu daha da elzem bir hale gelmiştir!

Tarihte meydana gelen kıyamlar ve devrimler şüphesiz bir dönem etkilerini sürdürmüş, akabinde etkilerini kaybetmişlerdir. Buna mukabil Hüseyni kıyam, asırlarca etkisini kaybetmeyip, bilakis gün geçtikçe yaşanan olaylarla, ehemmiyet ve mahiyetinin anlaşılmasının sebep ve sonuçlarını analiz edilmesinin daha bir önem kazandığı bir çağrı olarak karşımızda dimdik durmaktadır. Hüseyni kıyam, zalime, zulme, adaletsizliklere ve insan onuruna yaraşmaz hayat akımlarına karşı başkaldıran toplumlara, birçok kıyam ve harekete ilham kaynağı olma vasfını hala koruyan bir devrimdir. İçinde maneviyat, fedakârlık, samimiyet, kendini aşmışlık, cesaret ve yiğitliği barındıran tek kıyamdır Hüseyni kıyam… Bu nedenle hakka susayan mazlumların ve zulme dur deme erdeminde olan her birey ve toplumun Hüseyni kıyamı bir bütünlük içerisinde anlaması hayati bir zarurettir. Hüseyni kıyamı anlamak için insanlık tarihindeki büyüklerin fikir yapılarını bilmek gerek. Bunlar hangi medeniyetin çocukları olurlarsa olsunlar. Oluş, varoluş ve fikir çilesi, bu şahsiyetlerin zikir ve fikirleridir. İnsanlığın ve varlıkların sorun, sıkıntı ve çilelerini, kendilerine sorun, sıkıntı ve çile edindiklerinden yürekleri daima yangın yeridir. İnsanlığın yaşadıkları adeta iliklerine kadar işlemiştir. Bu nedenle de insanlığın içinde olduğu sıkıntıları ta derinliklerinden yaşarlar. Yaşananlara karşı duyarsız davranmaları beklenemez.

Yarın kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah,

Selam ve Dua ile…

İlimsiz

DİĞER MAKALELER