CANLI YAYIN

Öldüren Sessizliğimiz Ve Pazarlıkçı Anlayışımız

Öldüren Sessizliğimiz Ve Pazarlıkçı Anlayışımız

Her plana karşı, planları bozan ayrı bir planı olan Allah’ın (c.c) adıyla…

Daha önce bu sütunda mevzu bahis eylediğimiz bir kıssayı hatırlatarak başlayalım: Uzun zaman önce bir ovada siyah, boz ve benekli üç öküz bir de aslan beraber yaşarlarmış. Aslan ile fıtraten aslanın avı olması gereken öküzlerin bir arada yaşamaları sizi şaşırttığı gibi aslanın da pek hoşuna gitmiyormuş, gel zaman git zaman aslan bu potansiyel avlarını yemeyi kafasına koymuş. Günün birinde aslan bu öküzleri yemeyi kafaya koymuş koymasına da, bir yandan da düşünmeden edemiyormuş: Eğer bunların hepsine birden saldırırsa bunlarla baş edemez. Peki, ne yapayım diye düşünürken bir plan yapar ve bu plandan yola çıkarak önce boz ile benekli olan öküzlerin yanına gider; onlara “Arkadaşlar size bir şey diyeceğim, beni yanlış anlamayın ama baksanıza şu siyah öküze adeta içimizi karartıyor! Tabiatla da pek uyumlu değil, ne dersiniz ben onu buradan uzaklaştırayım. Biz üçümüz kardeş kardeş burada yaşarız.” Boz ve benekli öküzler ormanların kralı olan güçlü aslanın bu söylediklerinde bir sakınca olmadığını düşünür ve ‘Olur!’ derler. Aslan siyah öküzü önüne kattığı gibi onu kuytu bir yere götürür ve bir afiyetle yer. Bu yedikleri aslana günlerce yeter.

Aradan epey bir zaman geçtikten sonra aslan tekrar acıkır ve hemen benekli öküzün yanına gider ve bir öncekine benzer ifadeler söyleyerek benekli öküzü boz olana karşı ikna eder ve boz öküzü de oradan uzaklaştırır ve bir güzel kendisine ziyafet çeker. Bundan sonra artık endişe edecek bir şey kalmamıştır. Aradan epey bir vakit geçtikten sonra sıra benekli olan öküze gelir ve beneklinin yanına giden aslan artık niyetini gizleme ihtiyacı hissetmez. Ve açıkça benekliye niyetinin kendisini de yemek olduğunu söyler. Bu sözler üzerine benekli olan öküz bir anda şok olur ve önceden aslanla olan konuşmaları bir bir hatırlamaya başlar. Aslanın ciddiyetini fark eden benekli öküz aslana ‘İdama mahkûm olan kişinin son arzusu kabilinden son bir şey istesem kabul eder misin?’ der. Aslan ‘Söyle, ne istiyorsun?’ der ve benekli “Madem beni yiyeceksin bari müsaade etsen de, şu tepeye bir çıksam, son bir kez avazım çıkana kadar bağırsam.” der. Aslan birazdan yiyeceği bu hayvanın son isteğini yerine getirmesinde bir sakınca görmez. Ve tepeye çıktıklarında benekli öküz avazı çıkana kadar bağırarak der ki “Ey vadide yaşayan tüm canlılar! Şunu iyi bilin ki ben bugün değil siyah öküzü yemesine müsaade ettiğim gün zaten ölmüştüm!” diyerek acı da olsa bir gerçeği itiraf eder. Tabi ki, onun açısından bu son feryat fayda vermez.

Bu kıssadan yola çıkarak, bugün Müslümanların içinde bulunduğu duruma ve olaylara baktığımızda, aslında İslam’da ve imanda yeri olmayan hayret verici bir duyarsızlık, vurdumduymazlık ve nemelazımcılık Müslümanları büsbütün kaplamış. Şahsi dünyevi menfaatlerimize bir zarar verilecek olsa, acaba tepki ve reflekslerimiz böyle mi olurdu? Daha dün İstanbul Taksim’de üç beş ağacın kesilmemesi için yer yerinden oynatıldı. Bugün Muhammedi gülistandaki Ayşeler, Fatmalar, Hasanlar hunharca katlediliyor, İslam’ın çınarları mesabesinde olan canlar kopartılıyor. Muhammedi Gülistanın gülleri heba ediliyor. Fakat biz Müslümanlara dönüp baktığımızda, tepki verirsem, tepki verenler arasında olursam, acaba işime, kariyerime, mesleğime, kazancıma bir zarar gelir mi endişesi ile adeta üzerimize ölü toprağı saçılmışçasına sükût etmekteyiz. Bugün Afganistan’ımız harabeye çevrildi, Irak’ımız harap edildi, Mısır’ımız viraneye döndü, Arakan’ımız mahvu perişan bir halde, Suriye’mizin feryadı arşıalayı inletmekte, işte şimdi İdlib’e tekrar saldırının haberleri gelmekte… Ve yine bir Ramazan ayında hem de başında adeta görmeye alıştığımız vahşetler yaşanmakta olan, 60 küsur canımız Gazze’mizde, Filistin’imizde kıyıldı ve İslam’ın binlerce evladı yaralandı. Buna rağmen Bir kısmımızın benim doğrum, benim cemaatimin duruşu, benim vakfımın eylemi, tutumu gibi düşüncelerle geri durması, görünüşü bizden olup kalbi küffardan yana olan diğer bir kısmımızın İsrailli birkaç katilin gebertilmesinde hemen taziyeler düzerken, katledilen Müslümanlara karşı dillerini yutması, yutmakla kalmayıp Hamas’ı terör listesine alması önemli bir kısmımızın da hala Batılı değerlere sahip olanların başımıza zorla geçirdikleri tilki kürkü olan demokrasinin gereklerinden dem vurması. Unutmamak gerekir ki; herkesin bir hesabı, Allah (c.c.)’nun da ayrı bir hesabı vardır. Mahkeme kadıya mülk olmadığı gibi, tükenmesinden endişe ettiğimiz dünyevi menfaatler de bize yar değillerdir. Atalarımızın ‘Keser döner sap döner, gün olur devran döner’ vecizesi gereği devran elbette tersine dönecek ve Allah (c.c.) vaat ettiği Nusret’i ile müminlere zafer bahşedecektir.

İşte bunun olması, olabilmesi için esbablarını oluşturmamız lazım. Benden ne olur demek yerinme bir ben varsam hala ümit var diyebilmemiz lazım. Sözlü olarak işin edebiyatını yapmaktan öteye fiili olarak neler yapabileceğimizin muhasebesine yönelmemiz lazım.

Kardeşlerim! Bu çağın tiranları ve onların şakşakçıları unutmamalıdır ki bugün Uhud Ashabı gibi Mısır’da, Suriye’de, Arakan’da, Doğu Türkistan’daki mazlumların kanları, zafer çiçeklerini besleyecek ve fetihleri Rabbimiz bahşedecek. Ama bizler bu sonuçtan değil, eşref-i mahluk olarak yaratılıp, vahye şahit tutulmamızdan hesaba çekilecek ve yaşanan bunca vahametin karşısındaki duruşumuzla Rabbimize hesap vereceğiz. Daha düne kadar ilahlaştırdıkları, kutsadıkları demokrasi kendi menfaatlerine yaramayınca, kendi putlarını nasıl da yediklerini batılıların ne zaman göreceğiz? Ne zaman aziz olan İslam’ın izzeti ile yeryüzüne izzet bahşetme cesaretini kazanacağız acaba? Ne zaman İslam birliğini hayatımızın olmazsa olmaz gayesi haline getirecek, Allah ve Resul’ünün müminlerini, tarif ettikleri gibi, Siyonistlerin çizdikleri coğrafi sınırları yok sayarak, Allah (c.c)’a iman eden tüm müminleri öz be öz kardeş addedecek, vatanlarını vatan kabul edeceğiz?

Değerli dostlar, yaşanan bunca vahşet, bizleri başımızı iki elimizin arasına alıp, hayatımızı, kişiliğimizi, kimliğimizi yeniden inşa etmemize vesile olmayacaksa acaba ne zaman? Yine atalarımızın, ‘Nush ile uslanmayanı etmeli tekdirtekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir’ vecizesi gereği, Allah’ın (c.c.) zulme rıza göstermeyeceğinin ilahi bir kanun olmasına ve zulmün gün geçtikçe yeryüzünü kapladığını görmemize rağmen, Allah Azze ve Celle’nin burada yapacağı ayıklamada bizi de zalimlerden addetmesi korkusu hiç sarmaz mı bizi? Bunca Müslümanın canı, malı, ırzı tarumar edilirken hala birtakım menfaat ve maslahatların pazarlığını, hesabını nasıl yapabiliyoruz? Ne zaman müminlerin canları bize can, malları bize mal, haremleri bize harem olacak? Ne zaman ‘Allah (c.c.) için öldürülüyoruz, bize yardım edin, sesimizi duyun!’diyen mazlumları duyacağız? Bizler necip bir ecdadın evlatları, mazlumlara yar, zalimlerin korkulu rüyası koca Osmanlı’nın evlatları değil miyiz? Üzerimize zorla giydirdikleri, bizim değer dünyamızı yansıtmayan, doğrularımızı kabul etmeyen, örfümüzü, adetimizi paylaşmayan, batılıların hak merkezli değil güç merkezli adaletsizliğinin bir kılıfı olan demokrasi kürkünü üzerimizden atıp tilki yavrusu değil aslan yavrusu olduğumuzu akıl edecek, fark edeceğiz. Boz öküz meselesinde olduğu gibi iş işten geçmeden uyanmayacak mıyız? Ne gariptir bunca vahşeti müşahede etmemize rağmen hala ne yapmamız gerektiğinin bile farkında değiliz. Bu ve benzeri durumlarda takınmamız gereken tavrı, edinmemiz gereken refleksi bilemez bir şaşkınlıktayız. Bilmem ki ne zaman evlerimizde, bunca vahşetin tohumlarını atan ABD ve İsrail mallarını boykot edeceğiz? Ne zaman iş adamlarımız kararlarında millileşmeyi öne alıp, bunların mallarına bir kısıtlama getirecekler?

Ey Rabbimiz, ellerimizden tut! Gücümüzü toparla, bize dirlik ve birlik ver. Bizi bize bırakma, senden başkasına da bırakma! Rabbimiz, bizi tekrar ecdadımızın ruhuna ve Efendimiz (s.a.v)’in yolu olan yoluna dönmeye muvaffak kıl! Zalimlerin korkulu rüyası, mazluma yar olanlardan kıl! Elleri ile zalimleri cezalandırdıklarından kıl! Aramızdaki ayrı gayrılıklarımızı kaldır. Himmeti rızan ve ahiret olanlardan kıl bizi! Allahümme amin...

Selam ve dua ile…

İlimsiz

DİĞER MAKALELER