CANLI YAYIN

KALBİN AMELİ İHLAS III

KALBİN AMELİ İHLAS III

İnsan, bazı şeyler vardır ki ihtiyaç olduğunda yapar. Yemek yeme, uyku, ilaç kullanma gibi.

Bazı şeyler de vardır ki onsuz yapamaz, sürekli yapmak mecburiyetindedir. Nefes almak, düşünmek (uyumuyorsa) gibi… Spor yapmakta da durum bunun gibidir. Maratonda şampiyon olmak istiyorsa sürekli antrenman yapmak zorunda. Öyle bir derdi yoksa hobi olarak arada bir yapar. Ya da sınavda aynı şekilde başarılı olmak istiyorsa daima düzenli çalışmak, alıştırmalar yapmak durumundadır. Daha avami deyişle, ne kadar ekmek o kadar köfte…

Kulluk yürüyüşümüzde de durum aynıdır. Haccı, zekâtı, namazı, orucu vakti geldiğinde öğrenir ve bundan sonra aksatmamaya dikkat ederiz. Çünkü nihayetinde ahiret saadetine ulaşmayı hedefe koymuşuzdur. Ama tüm ibadetlerin kabulünün tek şifresi olan ihlasın her an gözetilmesi kontrol edilmesi lazım gelir. Fakat ihlas, nesnel olmadığından onu meyvelerinden anlarız. İşte bugün elimizde ölçü olması için onun meyvelerine/tezahürlerine bakacağız.

İhlasın 8 Özelliği

1. Şöhretten Korkmak

 Bişri Hafi hazretleri “Bilinmekten hoşlanan her kimi gördü isem, dini gitti ve rezil rüsvay oldu.” İnsanların kendisini bilmelerini arzulayan kişi ahretin tadını alamaz. Eyyub-i Sahtiyani “Hangi akıl Allaha karşı samimi ise bilinmemek onu mutlu eder” buyurmuşlardır. Abdullah bin Mesut (r.a.) bir gün evinden çıktığında insanlar ardından yürüdüler.  Onlara döndü ve “Neden ardımdan geliyorsunuz? vallahi evimi kapısını kimin üzerine kapattığımı bilseydiniz ardımdan sizden iki kişi bile gelmezdi!” dedi. Cemaatte ağacın kökü gibi olmayı tercih ederler. Veya binanın temeli gibi olmayı isterler.

İhlaslı olan kişi Allah’a karşı, nefsini görevini yerine getirmedi diye suçlar. Hz. Aişe annemiz 
وَالَّذٖينَ يُؤْتُونَ مَا اٰتَوْا وَقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ اَنَّهُمْ اِلٰى رَبِّهِمْ رَاجِعُونَ



Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler… (Müminun 60) ayet-i kerimesinde bahsedilen kimselerin Allah’tan korkarak hırsızlık yapan, zina eden ve içki içenler mi diye sorunca, Efendimiz (s.a.s.) ‘Hayır ey Sıddık’ın kızı! Bilakis onlar namaz kılan, oruç tutan, sadaka veren ve bunların kendilerinden kabul olunmayacağı korkusu içinde olanlardır.’ buyurdular. İşte onlar iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar.

Her zaman çalışan ve bilinmeyen, fedakârlık yapan ve anılmayan meçhul asker gibidirler. Muaz bin Cebel (r.a.) “Muhakkak ki Allah ortadan kaybolduklarında aranmayan, insanlar arasında bulunduklarında tanınmayan, gizli muttakileri ve salihleri sever. Onların kalpleri hidayet kandilleridir. Onlar her kör fitneden kurtulurlar.” buyurmuştur.

İhlasın bir alameti de övenlerin övgüsünü arzulamamak, övünme sevdasında olmamak, birisi övdüğünde de içindeki nefsinin hakiki katını unutup aldanmamaktır. Hz. Ali övüldüğünde şöyle derdi “Allah’ım! Söylediklerinden dolayı beni sorumlu tutma, beni sandıklarından iyi yap, bilmedikleri kusurlarımı bağışla.”

2. Övgüyü Hak Edene Karşı Övmede Cimri Olmamak

İhlasın alametlerinden biri de methi hak eden kişiyi meth etmekte, takdiri hak edeni takdirde bencil davranmamaktır. Efendimiz (s.a.s.) Hz. Ebubekir’e “Rabbimden başkasını halil (içten dost) edinse idim Ebubekir’i edinirdim. Ancak o benim kardeşim ve arkadaşımdır.”

Hz. Ömer’e ‘sen bir yola girsen şeytan başka bir yola girer.’  

Hz. Osman için “meleklerin haya ettiği bir adamdır.”

Hz. Ali için “Harun, Musa için ne ise sen de benim için osun!”

Halid bin Velid’e “Allah’ın kılıçlarından bir kılıçtır.”

Ebu Ubeyde için “bu ümmetin eminidir.” buyurmuşlardır.

3. Kendisi İçin Başkan Veya Asker Olarak Çalışmanın Farklı Olmaması

İhlaslı olan bir kişi açısından ikisinin de, Allah’ın rızası olduktan sonra komutan veya en son safta çarpışan asker olmanın da farksız olmasıdır. Efendimiz (s.a.s.) “Müjdeler olsun o kullara ki atının yularından tutar, saçı dağınık, ayakları toz topraktır. O’na verilen görev bekçilik ise o bekçilikte, komutanlık ise o komutandır!” (Buhari, Ebu Hureyre’den rivayetle Sahihü’l-Camiü’s-Sağir 29-62)

Efendimiz (s.a.s.) Abdurahman bin Semure’ye “Başkanlığı isteme, çünkü o sana sen istemeden verilirse ondan yardım görürsün. Kendin istersen yardım görmeksizin onunla terk edilirsin.” (Buhari, Müslim, Camiü’s-Sağir. 7941) ayrıca ardında Allah’ın (c.c.) gazabı var ise insanların hoşnutluğuna aldırmamasıdır.

4. Kendisi İçin Değil De Allah İçin Hoşnut Ve Kızgın Olmak

Sevgisi ve buğzu, vermesi ve engellemesi, hoşnutluğu ve öfkesi kendisi ve menfaatleri için değil Allah (c.c.) ve dini için olmasıdır. Örneğin davet sahasında çalışan bazılarını görürsünüz, bir kardeşi ona eziyet veren bir söz söylese veya nefsine, adamlığına veya yakınlığına zarar verecek bir hareket yaparak duygularını incitse hemen kızar ve öfkelenir. Cemaati ve çalışmayı bırakır, cihat ve davet sahasını terk eder. İşte bu ihlassızlığın göstergesidir.

 5. Sabretmek

Yolun uzunluğunu, meyveyi, başarının gecikmesini, zevk ve meyillerinde farklı farklı olan insanlarla uğraşmanın verdiği yorgunluğun kişiyi tembelliğe ve gevşekliğe veya yolun ortasından kaçmaya veya durmaya itmemesidir.

وَاِنّٖى كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوا اَصَابِعَهُمْ فٖى اٰذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ وَاَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَارًا

"Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişinde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler." (Nuh 7)

İhlaslının ameli, esasen Allah içindir. Bu yüzden o amelinde sebatkar ve ısrarlıdır. Bu yüzden dünyadaki meyve ve neticeyi Allaha bırakır. Allah ahrette insanları neden muzaffer olmadınız diye değil neden mücadele etmediniz diye hesaba çekecek. Onlara niçin başarmadınız diye değil neden çalışmadınız diye soracaktır. Diğer bir deyişle, azmimizde sebatkar olarak kalıp kalmadığımızdan ve seferde olup olmadığımızdan sorulacağız; yoksa zaferi elde edip edemediğimizden değil!

Aynı zamanda İhlaslı olan, İslam için çalışanların saflarında sancağı taşımak veya çalışmaya katkı sağlamak için ortaya çıkan her yetenek için sevinir. Hiçbir engel çıkarmadan, sahasını daraltmadan, kıskanmadan ve rahatsız olmadan her yetenek sahibine çalışma imkanını sağlamalıdır.

6. En Faydalıyı Yapma Çabası

İhlasın bir alameti de nefsin hoşuna gideni değil, Allah’ı (c.c.) razı edecek olan ameli yapma gayretidir. Nitekim Efendimiz (s.a.s.) “Size oruç, namaz, zekât’tan daha faziletli bir makam söyleyeyim mi? İnsanların arasını düzeltmektir! Çünkü insanların arasını bozmak amellerin kökünü kazıyan şeyin ta kendisidir!” (Ebu Davud, Edeb 4919; Tirmizi Sıfatu’l-Kıyame 2511, Ebu Derda’dan)

İhlası tamamlayan şeylerden bir diğeri, ameli yaptıktan sonra onu beğenmek, onunla neşelenmek ve rahatlamak sureti ile onu bozmamaktır. Müminin amelden sonraki hali bilerek veya bilmeyerek, onu eksik veya kusurlu yapmış olmaktan korku içerisinde olmaktır. Hz. Ali “Seni üzen günah, Allah katında seni gurura sevk eden ibadetten daha hayırlıdır!” buyurmuştur. İbni Ömer’den (r.anhuma) rivayetle ‘Üç şey helak edicidir. Üç şey de kurtarıcılardandır. Helak ediciler, isnad edilen cimirlik, isteklerine uyulan nefis ve kişinin kendisini beğenmesidir.’ (Taberani, Evsat)

Allah (c.c.) لَقَدْ نَصَرَكُمُ اللّٰهُ فٖى مَوَاطِنَ كَثٖيرَةٍ وَيَوْمَ حُنَيْنٍ اِذْ اَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنْكُمْ شَيْپًا وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ الْاَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُمْ مُدْبِرٖينَ

Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış, yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Nihayet (bozularak) gerisin geriye dönüp kaçmıştınız. (Tevbe 25)
buyurarak kendini beğenmenin ne gibi sıkıntılı sonuçlara gebe olabileceğini bize bildirmektedir.

7. İhlas Sahibinin İnanç Esasları

a. Yardımı yalnızca Allah’tan (c.c.) bekler.

 وَمَا النَّصْرُ اِلَّا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ الْعَزٖيزِ الْحَكٖيمِ

Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır. (Al-i İmran 126)


b. İzzet ancak O’nun kapısındadır.

مَنْ كَانَ يُرٖيدُ الْعِزَّةَ فَلِلّٰهِ الْعِزَّةُ جَمٖيعًا

Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah'a aittir. (Fatır 10)  

c. Salih amele ancak Allah’ın lütfu ile muvaffak olacağına inanır.

 وَمَا تَوْفٖيقٖى اِلَّا بِاللّٰهِ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَاِلَيْهِ اُنٖيبُ

Başarım ancak Allah'ın yardımı iledir. Ben sadece O'na tevekkül ettim ve sadece O'na yöneliyorum. (Hûd 88) 


d. Hidayetin ancak Allah’tan olduğunu bilir.

مَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ وَلِیًّا مُرْشِدًا

Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın. (Kehf 17)

8. Nefsi Temize Çıkarmaktan Kaçınmak

فَلَا تُزَكُّوا اَنْفُسَكُمْ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقٰى

Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah'a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir. (Necm 32) 


Salih ameli işledikten sonra onu başkalarına anlatmak sadece belli durumlarda caizdir. Bunlardan biri rabbinin nimetlerini anlatmaktır.

 وَاَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ

Rabbinin nimetine gelince; işte onu anlat. (Duha 11) 


Kim güzel bir adet başlatırsa ona o amelin sevabı ve o amelle amel edenlerin sevabı yazılır. (Müslim)

ÖZET: Ahiret yurdunun müflisi olmak istemeyen ve hem dünyada hem de ahirette mutlu mesrur olmak isteyen bir mümin amellerinde üçü menfi beşi müsbet olmak üzere amellerini bu sekiz süzgeçten geçirmek durumundadır. Bunlar;

1.Şöhretten uzak durmak.

2. Kendini temize çıkartmamak.

3. Makam mevki gözetmemek.

4. Hak edeni takdir etmek (kadirşinas olmak)

5. Sevgiyi ve buğzu yalnız Allah için yapmak.

6. Sabırlı olmak.

7. Başkalarına faydalı olmayı şiar edinmek.

8. İlkeli olmak ve inanç esaslarını korumak.

 

 

İlimsiz

DİĞER MAKALELER