CANLI YAYIN

KALBİN AMELİ İHLAS - II

KALBİN AMELİ İHLAS - II

İhlas kelimesi Kur’an-ı Hakim’de ملصا مخلصا مخلصوان  ve benzeri kiplerle 20 ayet-i celilede geçmektedir. Bu ayet-i celilelerin ifade ettiği birçok manalar vardır. Bunlardan birkaç tanesini kısaca paylaşırsak:

1. Allah (c.c.) sadece ihlaslı olan kulların amellerini kabul eder.

2. Yeryüzünün en azgın toplumu olan İsrailoğulları ile mücadele eden Hz. Yusuf ile Hz. Musa örnekliğinde tüm peygamberler ihlas üzeredirler.

3. Şeytan tüm insanlarla uğraşır ve bir şekilde etki eder. Amma ihlaslı olan kullara ancak tesiri çok zayıftır. هلك الناس الا العالمون وهلك العالمون الا العاملون وهلك العاملون الا المخلصون والمخلصون على خطر عظيم  (İmam Gazali, İhya)

4. Allah’ın (c.c.) azabı öyle veya böyle tüm kulları kuşatır da ihlaslı olan kullar bundan emindirler.

5. İhlaslı olan kulların özelliği, kafirler istemese de onlar kulluklarının kalitesinde ve vazifelerinde devam ederler.

İhlasın esası; amelde niyet ve kastın sadece Allah olmasıdır.

Niyetsiz amel boşa yorgunluk, ihlassız niyet riyadır. Riya ise münafıklık ile denk, asilik ile eştir. Allah (c.c.) kendisinden başkası için yapılmış katışıksız ve belirsiz her amel için şöyle buyurmuştur:

 وَقَدِمْنَا اِلٰى مَا عَمِلُوا مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَاهُ هَبَاءً مَنْثُورًا

Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik. (Furkan 23)

Rasulullah (s.a.s.) “Şüphesiz Allah sizin bedenlerinize ve şekillerinize bakmaz. Bilakis kalplerinize bakar” buyurmuş, ve O’nun bir defasında takva burada deyip eli ile kalbine işaret ettiğini ve bunu üç kez tekrarladığı rivayet edilmiştir.

Modern İnsan/ Kâmil Mümin

Modern insan ile mümin arasındaki temel fark, hayatı yaşama gaye ve amacıdır. Modern insan elle tutulur, gözle görülür, tüm nimet ve sevinçleri anında hissedilir bu dünyayı hayat pergelinin sabit ayağı kılar. Mümin ise pergelin sabit ayağını ahiret yurdu kılar. Modern insanın aslında halini beyan sadedinde cenab-ı hak;

مَنْ كَانَ يُرٖيدُ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا وَزٖينَتَهَا نُوَفِّ اِلَيْهِمْ اَعْمَالَهُمْ فٖيهَا وَهُمْ فٖيهَا لَا يُبْخَسُونَ

Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse, biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar. (Hud 15)

اُولٰئِكَ الَّذٖينَ لَيْسَ لَهُمْ فِى الْاٰخِرَةِ اِلَّا النَّارُ وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا فٖيهَا وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ 

İşte onlar, kendileri için âhirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. (Dünyada) yaptıkları şeyler, orada boşa gitmiştir. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir. (Hud 16)

Yine

مَنْ كَانَ يُرٖيدُ الْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُ فٖيهَا مَا نَشَاءُ لِمَنْ نُرٖيدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُ جَهَنَّمَ يَصْلٰیهَا مَذْمُومًا مَدْحُورًاisra 19~وَمَنْ اَرَادَ الْاٰخِرَةَ وَسَعٰى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُولٰئِكَ كَانَ سَعْيُهُمْ مَشْكُورًا

Her kim bu çarçabuk geçen dünyayı dilerse ona dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını hemen verir, sonra da onu kınanmış ve kovulmuş olarak gideceği cehenneme sokarız… (İsra 18)

Dolayısı ile bana hedefini ve kastının ne olduğunu söyle, sana sonunun ve karşılığının ne olacağını söyliyeyim sözü aslında bu hakikatı hatırlatır bize.

Müminin durumunu beyan sadedinde yine cenabı hak;

مَنْ كَانَ يُرٖيدُ حَرْثَ الْاٰخِرَةِ نَزِدْ لَهُ فٖى حَرْثِهٖ وَمَنْ كَانَ يُرٖيدُ حَرْثَ الدُّنْيَا نُؤْتِهٖ مِنْهَا وَمَا لَهُ فِى الْاٰخِرَةِ مِنْ نَصٖيبٍ

Kim âhiret kazancını isterse, onun kazancını artırırız. Kim de dünya kazancını isterse, ona da istediğinden veririz, fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur. (Şura 20) buyurmaktadır.

Efendimiz (s.a.s.) Hz. Ömer’in rivayet ile “Ameller ancak niyetlere göredir. [Bir rivayette niyetlerledir.] Ve her bir kişiye ancak niyet ettiği vardır. Dolayısı ile kimin hicreti Allah’a ve resulüne olursa onun hicreti Allah’a ve resulüne olur. Ve her kimin hicreti de, elde edeceği bir dünya veya evleneceği bir kadına olursa onun hicreti de hicret ettiği şeye olur.” Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai).

İhlası Nasıl Anlamalı?

İmam-ı Gazali “Bil ki her şeye başka şeylerin katışması tasavvur edilebilir. Eğer bunlardan uzak ve safi kalır ve katıksız olursa ona halis katıksız ve saf filede ihlas denir.” İmam Gazali sadece Allah’a yakınlaşmak için harekete geçen, ancak bu saike riya veya nefsin başka haz ve zevkleri gibi başka saiklerin karıştığı kimseler hakkında şöyle bir tesbitte bulunur: Kişi orucu Allah’a yakınlaşmanın yanında oruçla beraber hasıl olan perhiz maksadı ile tutarsa, hac yolculuğunda yapacağı bedensel hareketi, moralinin düzelmesi veya memleketinde başına musallat olan bir beladan kurtulmak veya işinden ve çocuklarından sıkılıp dinlenmek maksadı ile yaparsa, geceleyin içindeki hüznü gidermek ailesini veya kafilesini gözetmek için namaz kılarsa, ilmi kendisine yetesi malı kolayca elde etmek veya kabilesi arasında saygı gören biri olmak veya ilmin izzeti ile malını mülkünü aç gözlerinden emin olmak için okursa, sürekli suskunluğunun yol açtığı moral bozukluğundan kurtulmak için vaaz ve nasihat ederse, hem onlar hem de insanlar katında saygın olabilmek veya dünyada arkadaş sahibi olabilmek için sufilere hizmet eder, yazıya devam etmek suretiyle yazısını güzelleştirmek niyeti ile Mushaf yazarsa, temizlenmek veya serinlemek için abdest alır, ali isnat ile bilinmek için hadis rivayet eder, zaman kaybetmemek için yemek yapmaz oruç tutar, hastalandığında ziyaret edilmek için hasta ziyaret ederse, öldüğünde cenazesine katılmaları için başkalarının cenazesine katılırsa, veya bunlardan birini tanınıp anılmak ve salih biri olarak anılmak için yaparsa, kişinin itici etkeni ne kadar Allah’a yaklaşmak olursa olsun ona bu düşüncelerden biri eklenmiş ve bunlardan dolayı ameli daha basit olmuş, ameli ihlas dairesinden çıkmış Allah için olma özelliğini kaybetmiş ve ona şirk sirayet etmiştir. Allah ben ortak yapılanlar arasında ortaklıktan en müstağni olanım buyurdu. Halis ibadet kişinin onu sadece Allah’ (c.c.) yaklaşmak niyeti ile yaptığı ibadettir. Nefis saiki veya dini saik itibari ile daha güçlü veya daha zayıf olur.

İhlas; ameli yabancı niyetin azından veya çoğundan kurtarmak ve böylece niyeti sadece Allah’a yaklaşmak için yapıp başka hiçbir saik in bulunmasından korumaktan başka bir şey değildir. Şu hâlde ihlasın ilacı nefsin haz ve zevklerini kırmak, dünyaya tamahkarlığını sona erdirmek, kesin kalbine hâkim olacak şekilde kendisini ahrete adamaktır.

İhlassız Yapılan Amel Boş Ve Zayidir.

Cenab-ı hak

 قُلْ هَلْ نُنَبِّئُكُمْ بِالْاَخْسَرٖينَ اَعْمَالًااَلَّذٖينَ ضَلَّ سَعْيُهُمْ فِى الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَهُمْ يَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ يُحْسِنُونَ صُنْعًا

(Ey Muhammed!) De ki: "Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları hâlde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?"(Kehf 103-104)

İşte ihlasın hakikatini bilmek, onunla amel etmek insanların çoğuna nasib olamamaktadır. Allah’ın (c.c.) buyurduğu gibi  

قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَعٖيناِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصٖين

İblis, "Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlâslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım" dedi.

İhlasın Alametleri

Zünnün-i Mısri Hazretleri 3 şey ihlasın alametlerindendir der:

1. Gözünde halkın ilgisi ile sövgüsünün aynı olması,

2. Yapılan amellerde amelin kendisini görmeyip unutmak.

3. Amelin ahirette mükafatı gerektirdiğini unutmak.

İhlası Oluşturan Önemli Unsurlar

1. İhlaslının yaratıkların görmesini değil yaradanın görmesini önemsemesi.

Fudayl bin İyaz “İnsanlar için amel etmek şirk, insanlar için ameli terk etmek ise riyadır. İhlas ise Allah’ın (c.c.) seni her ikisinden muhafaza etmesidir. İhlas zahir ile batının beden ile kalbinin aynı olmasıdır.”

Sıriy-i Sakati şöyle der “Her kim insanlara kendinde olmayan şeyler ile gözükürse Allah’ın gözünden düşer.”

2. İnsanların övmesi ile yermesinin ihlaslının gözünde aynı olması.

Nitekim Allah katında övülmeye layık isen, insanların yermesinin önemi yoktur denmiştir.

3. İhlasına bakıp kendisini beğenmemesi ve ucubtan dolayı helak olmaması.

Ebu Yakup es-Susi “Onlar ihlaslarının kendilerini kurtaracağını düşünerek ihlasları tekrar ihlasa ihtiyacı olanlar olmuştur.” buyurdu.

Ebu Osman el-Muğribi der ki “İhlasta nefsin mutlaka bir hazzı ve nasibi vardır ki bu avamın ihlasıdır. Havassın ihlası ise kendileri ile değil kendilerinde cereyan eden şeydir. Onlardan ibadetlerin sanki kendilerinin onunla alakası yokmuş gibi sadır olur. İbadetlerini hiç itibara almazlar. Hiçbir şeyi ona göre yapmazlar. İşte bu havassıni ihlasıdır.”

4. Amellerin ahirette mükafatı hak ettiğini unutmaktır.

Efendimiz (s.a.s.) “Sizden hiçbiriniz cennette amelleri ile sokulmayacaktır.” Sahabiler siz de mi Efendim, deyince Efendimiz (s.a.s.) “Allah beni rahmeti ile kuşatmadıkça ben de!” der (Buhari, Müslim Ebu Hureyre’den).

5. Farkına varmadan riya ve nefsani arzuların nefse sirayet etmesinden korkmak.

Sehl şöyle dedi “La ilahe illellah diyen çok ama onlardan ihlaslı olanlar azdır!”

İlimsiz

DİĞER MAKALELER