CANLI YAYIN

KALBİN AMELİ İHLAS - I

KALBİN AMELİ İHLAS -  I

قُلْ اِنَّ صَلَاتٖى وَنُسُكٖى وَمَحْيَایَ وَمَمَاتٖى لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ

Ey Muhammed! De ki: "Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir."(Enam 162)

وَمَا اُمِرُوا اِلَّا لِيَعْبُدُوا اللّٰهَ مُخْلِصٖينَ لَهُ الدّٖينَ

Hâlbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılmalarını emretmiştik… (Beyine 5)

İhlası kaybetmek, ahret hayatına nefis ve şeytanın yaptığı darbe demektir.

Modern insanın hayat telakkisi ile Allah ve ahrete iman etmiş hakiki mümin arasındaki yegâne farklılık oluşturan şey İhlas’tır. Bu münasebetle ihlas bir ayraç görevi yapmaktadır.

İhlasın Zorluğu Ve Kıymeti

Tebei tabiinin büyüklerinden Süfyan-ı Sevri der ki “niyetimi düzeltmekten başka daha fazla hiçbir şey ile uğraşmadım. Çünkü nefis hep beni alt etmeye çalışıyor”. Davud-u Tai der ki “Tüm hayırları toplayan tek bir şeyi gördüm, o da iyi niyettir. Çok çalışıp yorulmazsan bile sana yeter.” Abdullah b. Mübarek der ki “Nice küçük ameli niyet büyütür ve nice büyük amelleri de niyet küçültür.”

Cenab-ı hak, birçok surede özellikle Mekki olan surelerde ona teşvik etmiştir. Çünkü ihlas tevhidin arındırılması, akidenin düzeltilmesi ve istikametin kazandırılması ile alakalı bir durumdur.

Epistemolojik anlamda ihlas

Lugatta ihlas; خلوصا, خلاصا köklerinden gelmekte olup içtenlik, yürekten bağlılık لا الاه الا الله  kelime-i tayyibesi, temizlik, saflık, arılık, katışıksızlık ve benzeri manalara gelmekte. Yani imanı sağlama alma, hedefe ulaşma… Diğer bir deyiş ile İhlas; korku, kuşku ve kaygıdan kurtuluş, şirkten, küfürden, şekten ve nifaktan arınmak, riya, kibir, ucub, gurur, haset, cehaletten ve bidatlerden korunuştur. İhlas ruh dünyamızın gönül okyanusunun pusulasıdır. Bu pusula Müslüman bireye sıdkı yani samimiyeti kazandıran yegâne şeydir. Demek ki İhlas kelimesinin ayrılmaz parçası Sadakat’tir. İhlas Allah için olmak, sadakat Allah’ın istediği gibi yapmak.

İhlas Kelimesi İle Eş Anlamlı Kavramlar

1. İhsan; Allah’ı sanki görüyormuşçasına inanmak.

2. İttika; takva, saygı yüklü bir korku ile Allahtan sakınma.

3. Haşyetullah; Allah korkusunun diğer korkuların önüne geçmesi.

4. Havf, Mehafetullah; Allah korkusu ile beşerî korkulardan korunmak.

5. Muhabbetullah; şanına yaraşır bir şekilde sevgiyi Allah’a sunmak.

6. Sıdk; kalbin doğruluk ile dopdolu olması.

7. Lillah; tüm hesapları Allah’a dönmek gerçeği üzere bina etmek.

8. Livechillah; rıza-ı bariyi baz almak.

9. Merdatillah; bütünüyle mevlanın rızasına programlanmak.

10. İla rabbi; rabbe ulaşma bilincini yüklenmek.

11. Fi sebilillah; Allah yolunda olmak şartına bağlanmak.

İhlas kelimesinin karşıtı riya ve nifaktır.

Genel bir vakıadır ki bir insan ihlaslı olduğunu söyleyip buna inanmamasına oranla riyakardır. Ve yine ben ihlası beceremiyorum deyip riyadan korkmasına oranla da ihlaslı ve ihlasa yakındır.

Şöyle bir soru sorulsa model kuşak sahabe efendilerimiz veya onların izinden giden ulema ve meşayıhı kiram efendilerimizin en çok çekindikleri nokta nedir; Tereddütsüz verilebilecek ilk cevaplardan birincisi nifak ve riya olacaktır. Zira koca Hz. Ebubekir, Ömer, Ali, Huzeyfe ve benzeri sahabenin önde gelenlerinden Efendimize (s.a.s.) “Ya resulellah ben münafık oldum!” diye ara ara kendilerini şikayetleri variddir.

İhlas ile niyet arasındaki alakayı anlamak için, şöyle bir benzetme yapmak mümkün: Bir insan hayatını idame için bir iş yapmak, bir şeylerle meşgul olmak durumundadır. Bir işe giren bir kişiyi düşünün. Bu kişi işe girmek için müracaat eder. Ve iş yetkilisi tarafından işe kabul edilir. Bu kabul bir nevi niyet etmektir. Bu işlemden sonra eğer bu işe giren kişi iş sahibinin kendisinden istediği işi istemiş olduğu gibi yaparsa bu da bir nevi ihlas ve ihlas kelimesinin ayrılmaz parçası olan sıdk yani sadakatli olmuş olur. Yok bu kişi eğer amelinde ihlası elden bırakırsa bu kişinin durumu da bir nevi bir adamın işine girip ondan maaşını alıp bu adamın rakibi ve düşmanı adına çalışması olur.

Genel insani bir kabuldür ki böyle yapan bir insan hainlik yapmış ve hıyanetin cezasını hak etmiş olur. Amel bazında böyle ihlassız olmanın cezası amelin boşa gitmesidir.

Niyet Allah İle Sözleşme Yapmaktır

İnsan da hayatının akışındaki tüm etki, tepki, tavır, tutumlarında, eğer bunları sağlam bir niyete bağlarsa Allah (c.c.) ile bir nevi sözleşme yapmış olur. Niyet kelimesinin manalarından biri olan sağlama alma, hedefe ulaşma, manalarından anlaşılacağı üzere işine Allah’ı (c.c.) ortak kılmak suretiyle işini sağlama almış ve hedefine varışı bir nevi garanti etmiş olur.

İhlasa bir örnek: Halid bin Velid. Mekke’nin fethi sürecinde fetihten kısa bir zaman önce İslam ile şereflenmiş olan bu mümtaz şahsiyet hayatı boyunca 20’ye yakın büyük savaşta baş komutanlık yapmış ve zaferlerle dönmüş bir şahsiyettir. Efendimizin ahrete irtihalinden sonra Hz. Ebubekir’in hilafeti döneminde yine birçok savaşta komutanlık yapmış ve hatta Hz. Ömer (r.a.) kendisinin putlaştırılmaya doğru götürüldüğü endişesi ile azledilmesini Hz. Ebubekir’e teklif etmiştir. Hz. Ebubekir’den sonra Hz. Ömer halife olunca ilk yayınladığı emirlerinden biri olarak, o zaman Şam’ın fethi için hazırlanmış olan orduyu komuta eden Hz. Halid’e mektup gönderdi. Bu mektubunda “sana bu mektubum ulaşır ulaşmaz hemen görevi falan kişiye devrediyorsun. Sen ise bu kişinin komutasındaki bir nefersin.” buyurur.

Mektubu alan Hz. Halid uygun ortam oluşur oluşmaz savaş devam etmesine rağmen herhangi bir mazeret beyan etmeden istişare heyetini toparlar ve onlara Hz. Ömer’in mektubunu okur. Bu arada Hz. Bilal’de oradadır. Hz. Bilal hemen Hz. Halid’in başındaki sarığı söker, sökerken başından takkesi yere düşer alır takkeyi başına koyar ve der ki “Bu sarık komutan sarığıdır. Artık sen bir ersin.” Bunu duyan Hz. Halid bir kırgınlık alınganlık göstermeden şu ifadeyi kullanır. “Biz halife Hz. Ömer’e de onun azadlı kölesine de itaat ederiz.” Buyurun, işte ihlasın numunesi budur!

yazının devamı bir sonraki yazımız da selam ve dua ile…

İlimsiz

DİĞER MAKALELER