CANLI YAYIN

Müslüman’ın Vefası

Müslüman’ın Vefası

Değerli dostlar;

Uzun zaman önce bir ovada siyah, boz ve benekli üç öküz bir de aslan beraber yaşarlarmış. Aslan ile fıtraten aslanın avı olması gereken öküzlerin bir arada yaşamaları sizi şaşırttığı gibi aslanın da pek hoşuna gitmiyormuş, gel zaman git zaman aslan bu potansiyel avlarını yemeyi kafasına koymuş. Günün birinde aslan bu öküzleri yemeyi kafaya koymuş koymasına da, bir yandan da düşünmeden edemiyormuş: Eğer bunların hepsine birden saldırırsa bunlarla baş edemez. Peki, ne yapayım diye düşünürken bir plan yapar ve bu plandan yola çıkarak önce boz ile benekli olan öküzlerin yanına gider; onlara “Arkadaşlar size bir şey diyeceğim, beni yanlış anlamayın ama baksanıza şu siyah öküze adeta içimizi karartıyor! Tabiatla da pek uyumlu değil, ne dersiniz ben onu buradan uzaklaştırayım. Biz üçümüz kardeş kardeş burada yaşarız.” Boz ve benekli öküzler ormanların kralı olan güçlü aslanın bu söylediklerinde bir sakınca olmadığını düşünür ve ‘Olur!’ derler. Aslan siyah öküzü önüne kattığı gibi onu kuytu bir yere götürür ve bir afiyetle yer. Bu yedikleri aslana günlerce yeter.

Aradan epey bir zaman geçtikten sonra aslan tekrar acıkır ve hemen benekli öküzün yanına gider ve bir öncekine benzer ifadeler söyleyerek benekli öküzü boz olana karşı ikna eder ve boz öküzü de oradan uzaklaştırır ve bir güzel kendisine ziyafet çeker. Bundan sonra artık endişe edecek bir şey kalmamıştır. Aradan epey bir vakit geçtikten sonra sıra benekli olan öküze gelir ve beneklinin yanına giden aslan artık niyetini gizleme ihtiyacı hissetmez. Ve açıkça benekliye niyetinin kendisini de yemek olduğunu söyler. Bu sözler üzerine benekli olan öküz bir anda şok olur ve önceden aslanla olan konuşmaları bir bir hatırlamaya başlar. Aslanın ciddiyetini fark eden benekli öküz aslana ‘İdama mahkûm olan kişinin son arzusu kabilinden son bir şey istesem kabul eder misin?’ der. Aslan ‘Söyle, ne istiyorsun?’ der ve benekli “Madem beni yiyeceksin bari müsaade etsen de, şu tepeye bir çıksam, son bir kez avazım çıkana kadar bağırsam.” der. Aslan birazdan yiyeceği bu hayvanın son isteğini yerine getirmesinde bir sakınca görmez. Ve tepeye çıktıklarında benekli öküz avazı çıkana kadar bağırarak der ki “Ey vadide yaşayan tüm canlılar! Şunu iyi bilin ki ben bugün değil siyah öküzü yemesine müsaade ettiğim gün zaten ölmüştüm!” diyerek acı da olsa bir gerçeği itiraf eder. 

Evet değerli dostlar; bu günlerde gündem o kadar çabuk değişiyor ki neredeyse takip etmek mümkün değil. Sabahtan akşama kadar birçok gündem ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Şöyle durup bir yaşadığımız sıkıntılara ve tekrarlanan hatalara, ödediğimiz veya ödemek zorunda bırakıldığımız bedellere baktığımda karşıma çıkan gerçek, maalesef çoğunda yaşanan hadiselere karşı vurdum duymaz, bana ne lazımcı ve bencil davranışlarımız olduğunu söylemek pek uçuk bir yaklaşım olmasa gerek. Etrafımızda haksızlıklar yapılırken biz onlara ses çıkarmaz isek o zaman aslında bizim de haksızlığı hak ettiğimiz gün değil mi? Etrafımızdaki yaşanan aymazlıklara ve yanlışlıklara ses çıkarmadığımız gün, yanlış yapılmayı hak ettiğimiz gün değil midir? Zulme ve zalime ses çıkarmadığımız gün, zulmü hak ettiğimiz gün değil midir? Etrafımızda akıl almaz komplolar yaşanırken bunları görmezden geldiğimiz gün benzer komploları hak ettiğimiz gün değil midir? Etrafımızda vatanımıza dönük bin bir türlü entrikalar yapılırken bunlara karşı görmezden ve bunları anlamazdan geldiğimiz gün bu vatanı kaybetmeyi hakkettiğimiz gün olmaz mı? Bir takım dış mihraklar kalkıp dün yaptıkları gibi bugün de Müslümanlara dönük kasetler ve kumpaslar çevirirse senin benim bunlara sessiz kaldığımız gün, bu ve benzer oyunları hakkettiğimiz gün olmaz mı? Hayatımızın bir döneminde bile olsa Müslümanları yarı yolda bıraktık ise o günkü bu davranışımızla bugün de yarı yolda bırakılmayı hakkettiğimiz anlamına gelmez mi? Bugün birtakım oyunlarla Müslümanlara oynanan oyunda ortaya çıkacak harabeden medet umarsak bu bizim de aynı oyunlara gelmeyi hakkettiğimiz gün olmaz mı?  Unutmamalıyız ki atalarımız binlerce yılın tecrübesi olarak “Keser döner sap döner, gün olur hesap döner.” demişlerdir.

Evet değerli dostlar, tartışmasız model ve önderimiz olan Efendimiz’in (s.a.s.) hayatından bir hadise ile yazıma son vereyim: Efendimiz (s.a.s) Mekke-i Mükerreme'de bir avuç ashab-ı kiram ile beraber karanlığa gömülmüş yeryüzünü Allah’ın (c.c.) nuru ile aydınlatmak için gayret ederlerken, bunların yaktığı projektörden rahatsız olan yarasa ruhlu müşrikler Müslümanlara sosyal, siyasal, ekonomik kısaca hayatın her alanına dönük boykot uygulamaya karar verirler ve bu kararlarını dokunulmaz kılmak için Kabe’nin duvarına asarlar. O gün işinden dolayı orada olmayan ve müşriklerden olan ama sahabe efendilerimizin arasında akrabaları olan Ebelbuhtur adındaki bir müşrik Mekke'ye geldiğinde bu yazıyı görür ve sadece ‘Akrabalık bağından dolayı bu anlaşma kabul edilemez!’ der ve bu kağıdı yırtar. Bu haber Efendimize (s.a.s.) ulaşınca Efendimiz buna çok sevinir. Zaman geçer sahabe efendilerimiz Medine'ye hicret ederler ve Bedir günü olur. Savaş başlamadan sahabelerden Ebelbuhtur ve bunun o gün yaptığını bilen birisi Efendimiz'e gelir ve ‘Ya Resulallah! Ebelbuhtur da müşriklerin safında bizimle savaşmaya gelmiş.’ der. Bunu duyan Efendimiz hemen orada, ‘Sizden her kim Ebelbuhtur ile karşılaşırsa onu öldürmesin!’ der. Bunu duyan sahabeler şaşırır. Bir düşünün hele adam Müslümanları öldürmek için düşman ordusu ile gelmiş ve Efendimiz bunu öldürmeyin diyor. Oradaki bir sahabe, Efendimize ‘Ya Resulallah neden?’ der. Efendimiz de dostun dosta, Müslümanın Müslümana, evladın anne-babaya, kardeşin kardeşe vefayı unuttuğu ve ihmal ettiği bugünümüzde vefanın sultanı özellikle yarı yolda birbirini satan Müslümanlardan yolların geçilemediği bu günümüzde, düşmana vefanın nasıl olduğunu öğretir. Efendimiz (s.a.s.) buyurdular ki: “O, sayfa günü yaptığına vefamızdır!”

Evet en azından Müslümana ve dostlarına vefasızlık yapmayanlardan olmak ümidi ile.

Selam ve dua ile…

İlimsiz

DİĞER MAKALELER